• Çağlar Öncesinden Günümüze Doğu Anadolu (Em.Kurmay Albay)

    KİTABIN ÖZETİ :
    KİTABIN BÖLÜMLERİ : Eser yazarı tarafından dört bölüm halinde düzenlenmiştir.
    Birinci Bölüm : Tarihi
    İkinci Bölüm : Devlet Anlayışı – Bilim – Kültür – Medeniyet – Yazı/Dil Doğu Anadolu Ağizlari -Gelenekler
    Üçüncü Bölüm : Emperyalist Oyunlar – P.K.K.
    Dördüncü Bölüm : Ermeni’ler – Ermeni Katliamı
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Anadolu; insanoğlu’nun var olduğu günden bugüne kadar geçen süre içinde uygarlığın ve medeniyetin beşiği olmuştur. Sahip olduğu stratejik yapısı itibarıyla çağlar öncesinden günümüze kadar çetin mücadelelere sahne olan bu güzel vatan, kısa süreler içinde değişik ırklara, kavimlere, soylara ve devletlere ev sahipliği yapmıştır. Eserin bu bölümün de sümerler, hititler, etiler, asurlar, sakalar, iskitler, kimmerler, persler, abbasiler, emeviler, selçuklular, osmanlılar ve moğollar’ın var oluşları ile bunların birbirleri ile olan mücadelelerine yer verilmiştir.
    Yapılan bu mücadeleler sonunda yukarıda belirtilen devletlerin kurulduğu, her kurulan yeni devletin bir öncekini yok ettiği, yok olan her devletle beraber bir uygarlığın yok olduğu ve bu uygarlıklardan sadece izlerinin kaldığı görülmüştür.
    Türk’lerin 1071 malazgirt meydan muharebesi ile ortaya çıkmadığı, tarih öncesi bilinmeyen çağlardan itibaren turani kavimleri ile var olduğu ifade edilmiştir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Bir ülke’nin ulusal birliğini ayakta tutan değerlerin başında tarih, kültür, dil, töre, gelenek ve görenekler ile inanç bağları gelir. Bu değerlerden en önemlisi ise dili’dir.
    Değişik coğrafi bölgelerede yaşayan anadolu insanı da bu değer yargıları ve dili ile birbirine sıkı sıkıya bağlanmıştır. Ancak aynı kökten gelen, aynı dili paylaşan, aynı kültürü teneffüs eden, aynı tarihin ve kaderin çocukları olarak yaşayan insanlarımız amacı türkiye cumhuriyetini parçalamak olan politik maksatlı çevrelerin idolojileri istikametinde kürtçe isimli bir dilin konuşulması uğruna ayrımcılığa ve bölücülüğe itilmiştir.
    Anayasa’nın üçüncü maddesinde “devletin dili türkçe’dir” denmesine ve atatürk “türk ulusu’nun bir tek dili olduğunu ve bunun da türkçe” olduğunu ifade etmesine rağmen politikacılarımız;
    Türk dilini ve türkçemizi
    tarihimizi
    töreleri
    gelenek ve görenekleri
    kültürümüzü
    sanatsal faaliyetleri
    YURT İÇİ VE DIŞINDA Kİ HAİN VE İŞBİRLİKCİLERİNE ANLATAMADILAR, YETERSİZ KALDILAR, YASALARI HİÇE SAYDILAR. SONUÇTA BU DEĞER YARGILARIMIZI BÖLÜCÜ VE TERÖRİST UNSURLAR MENFAATLERİ DOĞRULTUSUNDA KULLANDILAR.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Örf, adet, tasa ve kıvançta beraber olan anadolu insanı anadolu tarihi’nin teşekkülünde türk ve kürt olarak beraber yaşamış ve aynı rolü oynamıştır. Fakat avrupa’nın 19 ncu yüzyılda sanayi, sermaye ve üretim merkezi haline gelmesi ile yeni pazarlar aramak, stratejik mevkileri ele geçirmek maksadıyla, osmanlı imparator’luğu topraklarına göz dikmiş ve yayılmacı bir politika izlemeye başlamıştır. Sonuçta amacı osmanlı imparatorluğu’nun paylaşılması olan şark meselesi ortaya atılmıştır.
    Bu mesele, özellikle fransa-ingiltere-rusya-abd tarafından her fırsatta desteklenerek osmanlı imparatorluğu’nun kaynakları sömürülmüş, kapitilasyonlar ile avrupa’ya bağımlı hale getirilmiş ve imparatorluğun çöküşü hızlandırılmıştır. Böylece doğu anadolu halkı batılı devlet’lerin menfaatleri doğrultusunda türkiye’yi bölmeye yönelik sözde kürtçülük ve ermeni sorunu ile karşı karşıya bırakılmıştır.
    Benzer konular kurtuluş savaşı döneminde nasturi, şeyh sait, sason, ağrı ve diğer isyanlar şeklinde, cumhuriyet kurulduktan sonra sağ – sol, alevi – sünni, kürt – türk, dinci – laik çatışmalarıyla, 1974 kıbrıs harekatı’ndan sonra asala örgütüyle karşımıza çıkmış ama hiç birinde başarılı olamamıştır.
    1984 yılında ise emperyalizm hedefine ulaşmak için, başta komşularımız olmak üzere ingiltere – almanya – hollanda – belçika – italya – isviçre – güney kıbrıs – yunanistan – suriye – ırak – iran- ermenistan ve rusya’nın desteği ile kürt devleti kurmak için kanlı terör örgütü pkk ve terörist başı öcalan’ı devreye sokmuştur.
    Bölümün devamında örgütün özellikle doğu ve güneydoğu’da yaptığı kanlı eylemler ile avrupa ve türkiye’deki siyasi ve askeri faaliyetleri, bebek katili apo’nun yukarda belirtilen ülkelerle olan tehlikeli ilişkileri, cumhurbaşkanı süleyman demirel ile k.k.k.orgeneral atilla ateş’in konuşmaları sonucu apo’nun suriye’den kaçışı, yakalanışı, türkiye’ye getirilişi ve yüce türk adaleti’ne teslim edilişi anlatılmaktadır.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Var oldukları tarihten itibaren bağımsız bir devlet olarak yaşamak isteyen ermeniler, 8 nci yüzyıla kadar çeşitli imparatorluk ve devletlere bağlı bir derebeylik veya toprak parçası halinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 8 nci yüzyılda arap, 10 ncu yülyılda bizans, 11 nci yüzyıl’dan itibaren türk egemenliğinde 20 nci yüzyılda ise rusya’nın peyki olarak yaşamışlardır.
    Bu süreç içinde bağımsız bir devlet olma emellerine kavuşamayan ermeniler; bağlı oldukları devlet’ler tarafından (türk’ler hariç) her türlü haktan yoksun, zorla ortodoks yapılmak istenen, okul ve dini kuruluşlarına müsade edilmeyen, kendi dilleri ile eğitim yapmaları engellenen ve pislik içinde yaşayan bir toplum idi.
    Ermeni’lerin ilk defa rahat ve huzur içinde yaşamaları osmanlı idaresi ile başlamış ve fatih’in fermanı ile istanbul’da ermeni patrikhanesi kurulmuştur. Abdülhamit ve abdülmecit döneminde ise benzer haklar verilmeye devam edilmiş ve bu haklar yapılan antlaşma ve konferanslarla teminat altına alınmıştır.
    Batılı devlet’ler ve rusya ise boş durmayıp bu gelişmelere parelel olarak ermeni’ler ile yakından ilgilenmeye ve doğu anadolu’nun ermenistan olduğu fikrini yaymaya başladılar.
    Kendilerine verilen bu hakları çok iyi kullanan ermeniler osmanlı topraklarında hızla gelişip iş hayatında olduğu gibi kamu hizmetinde de önemli yerlere geldiler. Batılı devletler ve rusya’nın da desteği ile kendilerine tanınan özgürlükleri fırsat bilen ermeniler, osmanlı devleti sınırları içinde gizli ve açık birçok örgütler, komiteler ve çeteler kurmaya başladılar. Kurulan bu çeteler osmanlı devletinin zayıf olduğu zamanlarda devlete baş kaldırmaya ve eylemler yapmaya kadar uzanmıştır. Bunlar içerisinde en etkili olanları hınçak ve taşnak komiteleri olmuştur.
    Esas amaçları osmanlı imparatorluğunu parçalamak olan batılı devletler ve rusya tarihi gerçekleri saptırarak ermeni komitelerine her türlü maddi ve manevi destekleri yaparak osmanlı topraklarında ermenilerin teşkilatlanmalarını sağlamıştır.
    Osmanlı – rus harbinin başlaması ile 1920 yılına kadar geçen süre içerisinde anadolu’nun birçok yerinde özellikle van – bitlis – muş – erzurum – kars – diyarbakır – urfa – maraş – sivas yörelerinde genç – yaşlı, kadın – erkek demeden vahşi katliamlar yapmışlardır.
    Anadolu’nun işgalci devletlerden ve ermeni katliamından kurtuluşu, kurtuluş savaşı ile mümkün olmuştur. Ancak günümüzde benzer oyunların oynanmasına devam edilmektedir.
    SONUÇ :
    Eser ağır dille yazılmış, akıcılığı olmayan, değişik yazar ve bilim adamlarının görüşlerinden kesitler alınarak derlenmiş bir kitap’tır.
    TEKLİF :
    Görsel ve yazılı basını takip eden, kitap okuma alışkanlığı olan bir okuyucunun bu esere sahip olmasına gerek olmadığı kanaatindeyim.
    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.

    25 Eylül 2010
    Okunma
    bosluk

    Anadolu Notları Reşat Nuri Güntekin – Özet

    KİTABIN ADI ANADOLU NOTLARI
    KİTABIN YAZARI REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    YAYINEVİ İNKİLAP VE AKA KİTAPEVLERİ
    BASIM YILI 08.01.1984
    SAYFA SAYISI 287

    1. KİTABIN KONUSU : Bir Anadolu gezisindeki yaşanan olaylar.

    2. KİTABIN ÖZETİ : Kitap birçok kısa notlardan oluştuğu için içinde birçok olaylar vardır. Bunlardan birkaçını sizlere anlatmak ve özetlemek istiyorum. “Trende” adlı notunda trene bindiği andaki hissettiklerini yazıyor. Trende en büyük zevk vagonda bir yolcunun olmamasıdır. Bu yüzden her duruşta gelen yolcuya ! “Burada biri var. Kantine gitti. Şimdi gelir” diyerek onun gitmesini bekliyordu. Bazen de uğurlamaya gelenleri yanına oturtturmak ve tren hareket edinceye kadar bekleyip daha sonra salıvermektir.

    Yazarın kullandığı en büyük taktik hasta numarasıdır. Yüzüne bir tülbent bağlayıp, parmağıyla gözünün etrafına bir parça sigara külü bulaştırıvermiş. Daha olmazsa “vallahi bilmem birader, bizim dayı yılancıktan öldü. Bize de mi geçti nedir ?” diye konuşuverir. Herifi koydunsa bul….

    Şoför notunda da kamyoncunun bir yol boyunca karşılaştığı tuhaf olayları anlatmaktadır. Yazarın en ilgisini çektiği olay yolda süregelen tel olayıdır. Her arabada tel vardır fakat yolda aracı bozulduğunda araç durup beklerken, yayına gelen kamyoncu ona tereddüt etmeden telini verir. Az ileride kendi aracıda bozulduğunda teli verdiğine pişman olur. Yazarın titiz ve seçici olması yazdığı notlardan da belli oluyor. Yatak çarşafları adlı notunda yazar, yatak çarşaflarına dikkat ediyor. Hiçbir zaman kendi gözüyle görmediği çarşaf değişimi için görevliye başvurur ve bizzat değiştirir. Ama bu onun için yine yeterli değildir. İçinde “ya diğer yataktan çıkartıp getirmişse” diye bir ukte kalmıştır.

    Su onun için en önemli varlıktır. Yanında ihtiyatte mutlak bir su bulunmaktadır. Su bulunmazsa gidip maden suyu alıp onunla idare edermiş.

    “Yolda Hastalık” notunda ise, geçirdiği hastalığı kendi kendine geçirmeye çalışıyor. Bilgili olmasına rağmen rezil olmamak için otele çekilip terlemek suretiyle hastalığından kurtulmaya çalışmaktadır.

    Tulüyat Tiyatrolarda yazarın kitabında 3 bölümde yer almaktadır. Onun için tiyatronun kültür ve gelişme bakımından önemi büyüktür. Fakat, köylere gelen tiyatrocular ve özellikle bayanların giyiniş tarzı köylü erkekleri kışkırtıyor ve köyle fitne yarattığı için genellikle tiyatrocular kovuluyordu. Onun için otelde yalnız olarak yatmak huzur ve güvence vermektedir. Fakat, son anda gelen davetsiz misafir onun rahatını bozar ve hiç tanımadığı kişiyle yatmanın verdiği tedirginlik onu rahatsız etmektedir.
    Fare adlı notunda da paranın ne denli önemli olduğunu ve onun için şantaj bile yapıldığını belirtmektedir.

    Son notu olan “Bir dost Tenkidine Cevap” adlı notunda da dostunun birinci kitaptaki eleştirilerine cevap veriyorlardı. Dostu, ona bu hatıra türü notlarını roman metoduna kaçmış olduğunu belirtmiştir.

    3. KİTABIN ANA FİKRİ : Kısa olaylardan oluşan bu kitap ; Anadolu güzellilerini, yöre halkının yaşam tarzlarını anlatmakta ve “Çok gezen çok bilir” atasözünü doğrulamaktadır.

    4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Kitaptaki olaylar, gerçekçi ve mantiki bir tarzdadır. Olaylarda savunulan bir taraf yoktur.

    Yazar olayları kendi çıkarları doğrultusunda yazmış ve kimi zaman kendinin olaylarını, hastalıklarını ön planda tutmuş ve tasvirden kaçınmıştır. Roman tarzı yazmasını da kısa notlarda açıkça belli eder.

    Köylüler, uyanık ve akıllı olduklarını tasvir etmiş ve göründüğü olmalarına rağmen bir takım hırslar-para gibi –onların şantaj yapmaya kadar götürmüştür.

    Kamyoncular, birlik ve beraberliğe düşkün insanlar olarak tanınmış ve kendi eksikliğini düşünmeden ve görmeden başkalarına yardım etmeyi kendilerine bir borç bilmiştir.

    Ayrıyeten birtakım kişilerin hala hurafelerden kurtulamadığı ve bu inançlarına devam ettiklerini görmekteyiz.

    5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : İki kitaptan oluşan Anadolu Notları, notlarda ve anılardan oluştuğu için oldukça zevkli ve sürükleyici bir anlatım içermektedir. Arkadaşlarımın da zevkle okuyabileceği bir kitap olup, herkese tavsiye ediyorum.

    6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
    Reşat Nuri GÜNTEKİN : (1889-1956) İstanbul da doğmuş Edebiyat Fakültesini bitirmiş Liselerde öğretmenlik ve müdürlükler, Milli Eğitim Müfttişliği ve Paris Kültür Ataşeliği yapmıştır.

    Reşat Nuri GÜNTEKİNİN ESERLERİ :

    1. Çalıkuşu Gökyüzü
    2. Dudaktan Kalbe Değirmen
    3. Akşam Güneşi Yeşil Gece
    4. Acımak Olağan İşler
    5. Damga Gizli El
    6. Kızılcık Dalları Harabelerin Çiçeği
    7. Eski Hastalık Sönmemiş Yıldızlar
    8. Makineler Tekkesi Tanrı Misafiri
    9. Yaprak Dökümü Kan Davası
    10. Ateş Gecesi Kavaklı Yeller
    11. Bir Kadın Düşman Leyla ile Mecnun
    Son Sığınak

    PİYESLERİ :

    Hançer Balıkesir Muhasebesi
    Hülleci Tanrı Dağı Ziyafeti
    Çalıkuşu (N.Cumalı) Eski Şarkı
    Bir Köy Öğretmeni Yaprak Dökümü

    KİTABIN ADI KAN DAVASI
    KİTABIN YAZARI REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    YAYIN EVİ İNKILAP KİTABEVİ
    BASIM YILI 1982
    SAYFA SAYISI 296

    1.KİTABIN KONUSU Kurtuluş savaşı yılarındaki bir kan davasını anlatıyor.

    2.KİTABIN ÖZETİ:
    Kurtuluş Savaşı yıllarında sokak çocuğu olarak büyüyen ve bulundukları yerden işgaller yüzünden diyar diyar dolaşan ve en sonunda Çocuk Esirgeme Kurumunda büyüyen, okuyup öğretmen olan, öğretmenlik yaparken cepheye alınan ve hayatının büyük çoğunluğu cephelerde geçen Ömer adında bir öğretmenin başından geçen bir kan davasını anlatmaktadır.
    Olay Bozova ilçeside geçmektedir.Ömer askere giderken daha önce buradan geçmiş ve dönüşte burada yaşamaya karar vermiş.Burada eskiden cephede tanıştığı Deli Murat lakaplı bir mühendisle birlikte yaşamaya başlar.Bozova’nın bir köyünde öğretmenlik yapmak için istekte bulunur,tayini Aşağı Sazan köyüne çıkar.Buraya gelgiği akşam bir soygun olayı olur ve bunu sokak çocuklarının yaptığı anlaşılır ve yakalanırlar ve bu çocuklar Yukarı Sazan köyünün gençleridir.Aşağı ve Yukarı Sazan köyleri arasında bir kan davası vardır.bunun üzerine Ömer öğretmeni ve okulu bulunmayan Yukarı Sazan köyünde çalışmaya ve çocukları da yannına almaya karar verir.

    3.KİTABIN ANAFİKRİ:
    Bir kan davası olayını anlatıyor ve kan davasının iki dost köyün arasını nasıl açtığı ifade ediliyor.

    4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

    ÖMER : Sokak çocuğu olarak büyüyen ve öğretmen olan savaş başlayınca cepheye katılan bir karakterdir.
    MURAT : Ömer’in cepheden tanıdığı bir mühendis
    TOYGAR : İlçe doktoru.
    5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

    Kitabı okurken kan davasının ne kadar zarar verici ve insanların yaşamında derin yaralar açan bir gelenek olduğunu yazarın etkileyici anlatımı sayesinde hiç sıkılmadan öğrendim.

    6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ

    Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi.

    Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. 7 Aralık 1956’da İstanbul’da öldü.

    25 Eylül 2010
    Okunma
    bosluk

    Anadolu Notları-Reşat Nuri Güntekin

    Kitap birçok kısa notlardan oluştuğu için içinde birçok olaylar vardır. Bunlardan birkaçını sizlere anlatmak ve özetlemek istiyorum. “Trende” adlı notunda trene bindiği andaki hissettiklerini yazıyor. Trende en büyük zevk vagonda bir yolcunun olmamasıdır. Bu yüzden her duruşta gelen yolcuya ! “Burada biri var. Kantine gitti. Şimdi gelir” diyerek onun gitmesini bekliyordu. Bazen de uğurlamaya gelenleri yanına oturtturmak ve tren hareket edinceye kadar bekleyip daha sonra salıvermektir.
    Yazarın kullandığı en büyük taktik hasta numarasıdır. Yüzüne bir tülbent bağlayıp parmağıyla gözünün etrafına bir parça sigara külü bulaştırıvermiş. Daha olmazsa “vallahi bilmem birader bizim dayı yılancıktan öldü. Bize de mi geçti nedir ?” diye konuşuverir. Herifi koydunsa bul….

    Şoför notunda da kamyoncunun bir yol boyunca karşılaştığı tuhaf olayları anlatmaktadır. Yazarın en ilgisini çektiği olay yolda süregelen tel olayıdır. Her arabada tel vardır fakat yolda aracı bozulduğunda araç durup beklerken yayına gelen kamyoncu ona tereddüt etmeden telini verir. Az ileride kendi aracıda bozulduğunda teli verdiğine pişman olur. Yazarın titiz ve seçici olması yazdığı notlardan da belli oluyor. Yatak çarşafları adlı notunda yazar yatak çarşaflarına dikkat ediyor. Hiçbir zaman kendi gözüyle görmediği çarşaf değişimi için görevliye başvurur ve bizzat değiştirir. Ama bu onun için yine yeterli değildir. İçinde “ya diğer yataktan çıkartıp getirmişse” diye bir ukte kalmıştır.
    Su onun için en önemli varlıktır. Yanında ihtiyatte mutlak bir su bulunmaktadır. Su bulunmazsa gidip maden suyu alıp onunla idare edermiş.
    “Yolda Hastalık” notunda ise geçirdiği hastalığı kendi kendine geçirmeye çalışıyor. Bilgili olmasına rağmen rezil olmamak için otele çekilip terlemek suretiyle hastalığından kurtulmaya çalışmaktadır.
    Tulüyat Tiyatrolarda yazarın kitabında 3 bölümde yer almaktadır. Onun için tiyatronun kültür ve gelişme bakımından önemi büyüktür. Fakat köylere gelen tiyatrocular ve özellikle bayanların giyiniş tarzı köylü erkekleri kışkırtıyor ve köyle fitne yarattığı için genellikle tiyatrocular kovuluyordu. Onun için otelde yalnız olarak yatmak huzur ve güvence vermektedir. Fakat son anda gelen davetsiz misafir onun rahatını bozar ve hiç tanımadığı kişiyle yatmanın verdiği tedirginlik onu rahatsız etmektedir.
    Fare adlı notunda da paranın ne denli önemli olduğunu ve onun için şantaj bile yapıldığını belirtmektedir.

    Son notu olan “Bir dost Tenkidine Cevap” adlı notunda da dostunun birinci kitaptaki eleştirilerine cevap veriyorlardı. Dostu ona bu hatıra türü notlarını roman metoduna kaçmış olduğunu belirtmiştir.
    3. KİTABIN ANA FİKRİ : Kısa olaylardan oluşan bu kitap ; Anadolu güzellilerini yöre halkının yaşam tarzlarını anlatmakta ve “Çok gezen çok bilir” atasözünü doğrulamaktadır.
    4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Kitaptaki olaylar gerçekçi ve mantiki bir tarzdadır. Olaylarda savunulan bir taraf yoktur.
    Yazar olayları kendi çıkarları doğrultusunda yazmış ve kimi zaman kendinin olaylarını hastalıklarını ön planda tutmuş ve tasvirden kaçınmıştır. Roman tarzı yazmasını da kısa notlarda açıkça belli eder.
    Köylüler uyanık ve akıllı olduklarını tasvir etmiş ve göründüğü olmalarına rağmen bir takım hırslar-para gibi –onların şantaj yapmaya kadar götürmüştür.
    Kamyoncular birlik ve beraberliğe düşkün insanlar olarak tanınmış ve kendi eksikliğini düşünmeden ve görmeden başkalarına yardım etmeyi kendilerine bir borç bilmiştir.
    25 Eylül 2010
    Okunma
    bosluk

    İÇ ANADOLU BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ

    1- En büyük ikinci bölgemiz.
    2- En çok platolar: Cihanbeyli, Haymana,Obruk, Bozok,Uzun yayla
    3- En büyük kapalı havzalar: Konya;Tuz gölü, Ereğli, Akşehir
    4- Volkan dağları: Erciyes, Hasan , Melendiz, Karacadağ, Karadağ
    5- Kenarları dağlarla çevrili, orta kısmı düzdür. Bundan dolayı makineli tarım ve ulaşım
    6- Çok gelişmiştir.
    7- En çok erozyon. Bitki örtüsünün azlığı, sel rejimli akarsular.
    8- En çok peribacası ve kırgıbayır . Volkanik arazide oluşmuştur.
    9- En çok nadasa ayrılan topraklar. Yağış azlığı ve sulama yetersizliğinden dolayı.
    10- Topraklar tuzlu, kireçli. Buharlaşma fazla.
    11- Göller: Tuz ,Akşehir, Eber (tektonik göllerdir.)
    12- Mogan ve Eğmir gölleri: Alüvyal set gölleridir.
    13- Akarsular: Kızılırmak , Sakarya, Porsuk Çaylarıdır.
    14- Kızılırmak üzerindeki barajlar: Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya barajlarıdır.
    15- Sakarya nehri üzerinde: Hasan Polatkan, Gökçekaya barajları
    16- En az deprem riski.Eski zaman arazileri olduğu için.
    17- Konya ve Karaman

    İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU

    1- Asıl step iklimi.
    2- Yazlar sıcak ve kurak ,kışlar soğuk ve kar yağışlı.
    3- En çok konveksiyonel yağışlar(kırkikindi yağışı)
    4- En az yağışlı yer. Konya-Tuz gölü
    5- En çok sel ve erozyon.
    6- En tipik antropojen bozkırlar.
    7- En fazla ilkbahar yağışı

    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- En kalabalık ikinci bölge.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında
    3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Yağış fazlalığı dolayısıyla
    4- En kalabalık kentler: Ankara, Kayseri,Konya,Eskişehir,Sivas.
    5- Kentleşme oranı yüksek, Yukarı Sakarya Bölümü.
    6- Toplu yerleşmeler var. Kırsal kesimde kerpiç evler. Yağış azlığı.

    EKONOMİ

    1- TARIM:
    2- En çok yetiştirilen ürünler: Buğday, arpa, ş.pancarı, patates, yeşil mercimek, nohut , fasulye,elma, üzüm.
    3- HAYVANCILIK.
    4- Tiftik keçisi ve koyun : Ankara çevresinde.
    5- MADENLER:
    6- Tuz : Tuz gölü
    7- Cıva: Sarayönü Niğde
    8- Demir: Sivas , Kayseri
    9- Bor: Eskişehir
    10- Lületaşı: Eskişehir
    11- Krom: Eskişehir.
    12- Linyit: Ankara, Çankırı, Sivas

    SANAYİ
    1- Yukarı Sakarya Bölümü çok gelişmiştir. Bölgeyi diğer bölgelere bağlar.
    2- Eskişehir : Uçak, lokomotif
    3- Kırıkkale’de : silah, cephane fabrikaları.

    ULAŞIM

    Orta bölümü düz olduğu için, bölgeleri birbirine bağlayan önemli ulaşım yolları bu bölgeden geçer.Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç ,her bölgeyle komşudur.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    DOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ.

    1- En büyük yüz ölçüm.
    2- En fazla yükselti , engebelilik.
    3- En geniş buzul
    4- En hızlı akarsular.
    5- En fazla enerji üretimi.
    6- En alçak yer. Iğdır Ovası.
    7- DAĞLAR

    1- Kuzeyde Çimen, Kop, Mescit, Allahu ekber dağları.
    2- Ortada Karasu, Aras ,Mercan dağları.
    3- Güneyde. Güneydoğu Toroslar.
    4- VOLKANLAR
    5- En geniş volkanik arazı.
    6- Ağrı, Süphan, Nemrut, Tendürek.
    7- PLATOLAR
    8- Erzurum,Kars,Ardahan,Tunceli platoları.
    9- OVALAR
    10- Kuzeyde. Erzincan, Erzurum, Horasan, Pasinler, Kağızman, Iğdır Ovaları
    11- AKARSU VE GÖLLER
    12- Aras-Kura Hazar denizine
    13- Fırat,Dicle Basra Körfezine
    14- Akarsuların debisi yaz ve kış azalır.
    15- Akarsular denge profiline ulaşmamıştır.
    16- Van, Çıldır, Erçek, Nazik. Balık gölleri. Volkan set gölleridir.
    17- YÜKSELTİDEN DOLAYI
    18- Tarım arazisi daralmış, sıcaklıklar azalmış, Ürün çeşidi azalmış. Yaz yağışları. Çayır ve meralar artmıştır.

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- En şiddetli karasallık.
    2- En fazla kar yağışı ,donlu gün sayısı.
    3- En fazla kış basıncı.
    4- En düşük toprak sıcaklığı.
    5- En düşük yıllık sıcaklık ortalaması.
    6- En yüksek yıllık sıcaklık farkı.
    7- En geç ürün olgunlaşması.
    8- Ovada bozkır, yükseklerde dağ çayırları.

    NÜFUS V E YERLEŞME
    1- En az nüfus yoğunluğu (km kareye 36 kişi)
    2- Toplu yerleşmeler görülür.
    3- Şehirleşme oranı az.
    4- Karadeniz bölgesinden sonra en çok göç .
    5- Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla.

    TARIM ÜRÜNLERİ

    1- Yükseltiden dolayı en çok arpa üretimi.
    2- En çok kaysı(Malatya)
    3- En az sebze tarımı
    4- En az turfanda meyve sebze üretimi, seracılık
    5- En çok büyükbaş hayvancılık.

    SANAYİ VE MADENLER

    1- En fazla yer altı zenginliği Yukarı Fırat Bölümü
    2- Demir: Divriği, Hekimhan, Hasan Çelebi
    3- Krom: Ergani Guleman, Maden
    4- Bakır: Ergani,Maden
    5- Kurşun-Çinko Keban’da işlenir.
    6- Linyit: Elbistan santrali
    7- Oltu taşı: Erzurum.
    8- Kaya tuzu:Kağızman,Kars

    SANAYİ TESİSLERİ

    1- Et kombinaları: Van, Erzurum,Kars
    2- Şeker fabrikaları: Erzurum, Ağrı, Kars,Muş ,Erzincan
    3- Dokuma: Malatya,Elazığ
    4- Sigara Fabrikaları:Malatya,Bitlis
    5- Çimento fabrikaları: Erzurum,Kars, Van

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ
    1- Yüz ölçümü en küçük bölgemiz.
    2- Yer şekilleri sadedir.
    3- Kuzeyden güneye yükselti azalır.
    4- Platolar: G. Antep, Urfa, Adıyaman
    5- Diyarbakır havzası, Mardin Eşiği yüksek yerler
    6- Karacadağ en basık volkandır.
    7- Ovalar: Harran, Suruç, Ceylanpınar.
    8- Fırat ve Dicle bölgeyi parçalayarak platolar oluşturur.
    9- Akarsular araziye gömülmüş , sulama zorunluluğu var.
    10- Göl bakımından en fakir bölge. Doğal göl yok.
    11- Barajlar: Atatürk, Kral kızı ,Birecik, Deve geçidi. Ilı su, Batman

    İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU
    1- Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş alanıdır.
    2- Orta Fırat bölümünde Akdeniz, Dicle bölümünde Karasal iklim.görülür.
    3- En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
    4- Aşırı sıcak ve buharlaşmadan dolayı kuraklık en fazla.
    5- Güneydoğudan samyeli rüzgarı eser. Tarımı olumsuz etkiler.
    6- En az yağış alan ikinci bölgemiz.
    7- Doğuda bozkır, batıda makiler yaygındır

    NÜFUS VE YERLEŞME
    1- En az nüfus.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Çünkü yüz ölçüm küçük.
    3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Çukur yerler aşırı sıcak olduğundan nüfus az.
    4- Dışarıya göçler son yıllarda azaldı.
    5- Mesken tipleri: Kerpiç evler. Yazın serin tutar.

    TARIM
    1- Tarım alanları geniş ve verimli Buharlaşma-kuraklık ve sulama problemi var.
    2- Türkiye’de en fazla k.mercimek, Antep fıstığı, karpuz.
    3- Pamuk, tütün, üzüm üretiminde son yıllarda önemli artışlar var.

    HAYVANCILIK
    1- Küçükbaş hayvancılık ve ihracat gelişmiştir.
    2- Dokumacılık yaygındır.

    ÇIKARILAN MADENLER
    1- Petrol: Adıyaman, Batman ,Diyarbakır, Mardin, Siirt.
    2- Batman’da Batman rafinerisi
    3- Irak ve Türkiye’nin petrol boru hatları bölgeden geçer.
    4- Fosfat: Mazıdağı (Suni Gübre)
    5- Cizre-Silopi: Linyit

    ULAŞIM
    1- Yer şekilleri sade olduğu için ulaşım gelişmiştir.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk
     Son Yazılar FriendFeed

    Kategoriler

    Son Yorumlar

    
    Güncel Ders Notları Facebook Grubuna Katıl..! Eğitim ve Ögretim Domain Domain