• İÇ ANADOLU BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ

    1- En büyük ikinci bölgemiz.
    2- En çok platolar: Cihanbeyli, Haymana,Obruk, Bozok,Uzun yayla
    3- En büyük kapalı havzalar: Konya;Tuz gölü, Ereğli, Akşehir
    4- Volkan dağları: Erciyes, Hasan , Melendiz, Karacadağ, Karadağ
    5- Kenarları dağlarla çevrili, orta kısmı düzdür. Bundan dolayı makineli tarım ve ulaşım
    6- Çok gelişmiştir.
    7- En çok erozyon. Bitki örtüsünün azlığı, sel rejimli akarsular.
    8- En çok peribacası ve kırgıbayır . Volkanik arazide oluşmuştur.
    9- En çok nadasa ayrılan topraklar. Yağış azlığı ve sulama yetersizliğinden dolayı.
    10- Topraklar tuzlu, kireçli. Buharlaşma fazla.
    11- Göller: Tuz ,Akşehir, Eber (tektonik göllerdir.)
    12- Mogan ve Eğmir gölleri: Alüvyal set gölleridir.
    13- Akarsular: Kızılırmak , Sakarya, Porsuk Çaylarıdır.
    14- Kızılırmak üzerindeki barajlar: Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya barajlarıdır.
    15- Sakarya nehri üzerinde: Hasan Polatkan, Gökçekaya barajları
    16- En az deprem riski.Eski zaman arazileri olduğu için.
    17- Konya ve Karaman

    İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU

    1- Asıl step iklimi.
    2- Yazlar sıcak ve kurak ,kışlar soğuk ve kar yağışlı.
    3- En çok konveksiyonel yağışlar(kırkikindi yağışı)
    4- En az yağışlı yer. Konya-Tuz gölü
    5- En çok sel ve erozyon.
    6- En tipik antropojen bozkırlar.
    7- En fazla ilkbahar yağışı

    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- En kalabalık ikinci bölge.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında
    3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Yağış fazlalığı dolayısıyla
    4- En kalabalık kentler: Ankara, Kayseri,Konya,Eskişehir,Sivas.
    5- Kentleşme oranı yüksek, Yukarı Sakarya Bölümü.
    6- Toplu yerleşmeler var. Kırsal kesimde kerpiç evler. Yağış azlığı.

    EKONOMİ

    1- TARIM:
    2- En çok yetiştirilen ürünler: Buğday, arpa, ş.pancarı, patates, yeşil mercimek, nohut , fasulye,elma, üzüm.
    3- HAYVANCILIK.
    4- Tiftik keçisi ve koyun : Ankara çevresinde.
    5- MADENLER:
    6- Tuz : Tuz gölü
    7- Cıva: Sarayönü Niğde
    8- Demir: Sivas , Kayseri
    9- Bor: Eskişehir
    10- Lületaşı: Eskişehir
    11- Krom: Eskişehir.
    12- Linyit: Ankara, Çankırı, Sivas

    SANAYİ
    1- Yukarı Sakarya Bölümü çok gelişmiştir. Bölgeyi diğer bölgelere bağlar.
    2- Eskişehir : Uçak, lokomotif
    3- Kırıkkale’de : silah, cephane fabrikaları.

    ULAŞIM

    Orta bölümü düz olduğu için, bölgeleri birbirine bağlayan önemli ulaşım yolları bu bölgeden geçer.Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç ,her bölgeyle komşudur.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    DOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ.

    1- En büyük yüz ölçüm.
    2- En fazla yükselti , engebelilik.
    3- En geniş buzul
    4- En hızlı akarsular.
    5- En fazla enerji üretimi.
    6- En alçak yer. Iğdır Ovası.
    7- DAĞLAR

    1- Kuzeyde Çimen, Kop, Mescit, Allahu ekber dağları.
    2- Ortada Karasu, Aras ,Mercan dağları.
    3- Güneyde. Güneydoğu Toroslar.
    4- VOLKANLAR
    5- En geniş volkanik arazı.
    6- Ağrı, Süphan, Nemrut, Tendürek.
    7- PLATOLAR
    8- Erzurum,Kars,Ardahan,Tunceli platoları.
    9- OVALAR
    10- Kuzeyde. Erzincan, Erzurum, Horasan, Pasinler, Kağızman, Iğdır Ovaları
    11- AKARSU VE GÖLLER
    12- Aras-Kura Hazar denizine
    13- Fırat,Dicle Basra Körfezine
    14- Akarsuların debisi yaz ve kış azalır.
    15- Akarsular denge profiline ulaşmamıştır.
    16- Van, Çıldır, Erçek, Nazik. Balık gölleri. Volkan set gölleridir.
    17- YÜKSELTİDEN DOLAYI
    18- Tarım arazisi daralmış, sıcaklıklar azalmış, Ürün çeşidi azalmış. Yaz yağışları. Çayır ve meralar artmıştır.

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- En şiddetli karasallık.
    2- En fazla kar yağışı ,donlu gün sayısı.
    3- En fazla kış basıncı.
    4- En düşük toprak sıcaklığı.
    5- En düşük yıllık sıcaklık ortalaması.
    6- En yüksek yıllık sıcaklık farkı.
    7- En geç ürün olgunlaşması.
    8- Ovada bozkır, yükseklerde dağ çayırları.

    NÜFUS V E YERLEŞME
    1- En az nüfus yoğunluğu (km kareye 36 kişi)
    2- Toplu yerleşmeler görülür.
    3- Şehirleşme oranı az.
    4- Karadeniz bölgesinden sonra en çok göç .
    5- Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla.

    TARIM ÜRÜNLERİ

    1- Yükseltiden dolayı en çok arpa üretimi.
    2- En çok kaysı(Malatya)
    3- En az sebze tarımı
    4- En az turfanda meyve sebze üretimi, seracılık
    5- En çok büyükbaş hayvancılık.

    SANAYİ VE MADENLER

    1- En fazla yer altı zenginliği Yukarı Fırat Bölümü
    2- Demir: Divriği, Hekimhan, Hasan Çelebi
    3- Krom: Ergani Guleman, Maden
    4- Bakır: Ergani,Maden
    5- Kurşun-Çinko Keban’da işlenir.
    6- Linyit: Elbistan santrali
    7- Oltu taşı: Erzurum.
    8- Kaya tuzu:Kağızman,Kars

    SANAYİ TESİSLERİ

    1- Et kombinaları: Van, Erzurum,Kars
    2- Şeker fabrikaları: Erzurum, Ağrı, Kars,Muş ,Erzincan
    3- Dokuma: Malatya,Elazığ
    4- Sigara Fabrikaları:Malatya,Bitlis
    5- Çimento fabrikaları: Erzurum,Kars, Van

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ
    1- Yüz ölçümü en küçük bölgemiz.
    2- Yer şekilleri sadedir.
    3- Kuzeyden güneye yükselti azalır.
    4- Platolar: G. Antep, Urfa, Adıyaman
    5- Diyarbakır havzası, Mardin Eşiği yüksek yerler
    6- Karacadağ en basık volkandır.
    7- Ovalar: Harran, Suruç, Ceylanpınar.
    8- Fırat ve Dicle bölgeyi parçalayarak platolar oluşturur.
    9- Akarsular araziye gömülmüş , sulama zorunluluğu var.
    10- Göl bakımından en fakir bölge. Doğal göl yok.
    11- Barajlar: Atatürk, Kral kızı ,Birecik, Deve geçidi. Ilı su, Batman

    İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU
    1- Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş alanıdır.
    2- Orta Fırat bölümünde Akdeniz, Dicle bölümünde Karasal iklim.görülür.
    3- En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
    4- Aşırı sıcak ve buharlaşmadan dolayı kuraklık en fazla.
    5- Güneydoğudan samyeli rüzgarı eser. Tarımı olumsuz etkiler.
    6- En az yağış alan ikinci bölgemiz.
    7- Doğuda bozkır, batıda makiler yaygındır

    NÜFUS VE YERLEŞME
    1- En az nüfus.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Çünkü yüz ölçüm küçük.
    3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Çukur yerler aşırı sıcak olduğundan nüfus az.
    4- Dışarıya göçler son yıllarda azaldı.
    5- Mesken tipleri: Kerpiç evler. Yazın serin tutar.

    TARIM
    1- Tarım alanları geniş ve verimli Buharlaşma-kuraklık ve sulama problemi var.
    2- Türkiye’de en fazla k.mercimek, Antep fıstığı, karpuz.
    3- Pamuk, tütün, üzüm üretiminde son yıllarda önemli artışlar var.

    HAYVANCILIK
    1- Küçükbaş hayvancılık ve ihracat gelişmiştir.
    2- Dokumacılık yaygındır.

    ÇIKARILAN MADENLER
    1- Petrol: Adıyaman, Batman ,Diyarbakır, Mardin, Siirt.
    2- Batman’da Batman rafinerisi
    3- Irak ve Türkiye’nin petrol boru hatları bölgeden geçer.
    4- Fosfat: Mazıdağı (Suni Gübre)
    5- Cizre-Silopi: Linyit

    ULAŞIM
    1- Yer şekilleri sade olduğu için ulaşım gelişmiştir.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    AKDENİZ BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ

    1- Dördüncü büyük bölgemizdir.
    2- Toros Dağları . Alp. Himalaya kıvrım sistemi. 3. Jeolojik zaman.
    3- Batı Toroslar: Bey ,Barla, Geyik, Sultan dağları
    4- Orta Toroslar: Bolkar, Aladağlar, Tahtalı, Binboğa en yüksek dağlar.
    5- Güneydoğu Toroslar: Nur dağları (Amanos lardan başlar=)
    6- Toros dağları kıyıya paralel uzanır. Sonuçları:
    7- Boyuna, kıyılar, Dalmaçya kıyıları (Kaş ) yaygındır. Falezler meşhurdur.Antalya
    8- Akdeniz iklimi iç kesimlere sokulamaz.
    9- Ulaşım zordur. Önemli geçitlerden sağlanır.
    10- Çubuk Boğazı: Antalya’yı Göller yöresine, Sertavul Geçidi: Karaman ‘ı Silifke’ye
    11- Gülek Boğazı: İç Anadoluyu,Çukurova’ya, Belen geçidi: Amik Ovasını, Çukurovaya bağlar.
    12- Kıta sahanlığı dardır.
    13- Doğal limanlar yoktur.
    14- Dağlar geniş yer kaplar. Tarıma ayrılan arazi azdır.
    15- Körfezler: Antalya, İskenderun.
    16- Yarımadalar: Taşeli, Teke.
    17- Bölgede karstik arazi ve şekiller çok yaygındır.
    18- Toros dağları,Taşeli,Teke platoları, Göller Yöresi karstik yapılardır.
    19- En çok mağaralar, yer altı suları, şelaleler. (karstik araziden dolayı)
    20- Ovalar: Çukurova, Silifke: Delta ovaları. Amik.:Graben ovasıdır.
    21- Karstik ovalar: Antalya, Tefenni, Elmalı. Kestel., Acıpayam. Korkuteli.
    22- Akarsular: Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Aksu,Köprü.,Manavgat, Dalaman çayı.
    23- Akarsuların debisi, kışın artar, yazın azalır. Rejimleri düzensizdir.
    24- Göller: Karstik ve Tektonik oluşumludurlar. Beyşehir, Eğirdir,Burdur, Acıgöl.
    25- Salda, Suğla, Kestel, Avlan ,Kovada, Yarışçı vb.
    26- Önemli mağaralar. Beldibi, İnsuyu, Karain, Damlataş,Cennet-Cehennem Obrukları,Ashab-ı Keyf (yedi uyurlar.)

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- Kıyıda tipik akdeniz iklimi görülür.
    2- İç kesimlere gidildikçe karasallaşma başlar.
    3- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
    4- En yağışlı mevsim kıştır(cephe ve oroğrafik yağışlar)
    5- Yaz kuraklığı dinamik yüksek basınçlardan kaynaklanır.
    6- En yüksek kış sıcaklıkları (10 derece)
    7- Bitki örtüsü: 700-800 m lere kadar makiler, yükseklerde ormanlar vardır.
    8- En çok orman yangını.
    9- Yaz sıcaklıklarından kaçmak için yüksek yaylalar.
    .
    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- Nüfus ve nüfus yoğunluğu azdır. (Dağların geniş yer kaplaması.)
    2- Nüfus kıyıda yoğunlaşmıştır. Adana,Mersin, Antalya vb.
    3- Seyrek nüfuslu yerler: Taş eli, Teke platoları, Toroslar.
    4- Adana bölümü:Geçici işçi göçü alır. Tarım.
    5- Antalya bölümü Geçici işçi göçü alır. Turizm.

    TARIM

    1- Bir dönemde birden çok ürün elde edilir.
    2- En az masrafla seracılık/ Güneşlenme fazlalığı.
    3- En fazla turfanda meyve ve sebzecilik.
    4- Dağlar geniş yer kaplamış. Tarıma ayrılan arazi az.
    5- En çok muz, turunçgiller, soya fasulyesi, yer fıstığı, gül,mısır
    6- Kıyıda daha çok gelir getiren ürünlere yönelinmiş.
    7- Anason, tahıllar, pamuk, zeytin, pirinç (amik ovası.)

    HAYVANCILIK

    1- Hayvancılık gelirleri azdır.
    2- En çok kıl keçisi üretimi.

    SANAYİ

    1- Tarım kadar gelişmemiştir. Tarıma dayalı sanayi (Adana bölümü)
    3- İskenderun ‘da demirçelik fabrikası.
    4- Antalya: Ferro krom tesisleri.
    5- Mersin: Ataş Rafinerisi.
    6- Seydişehir: Alüminyum
    7- Keçiborlu: Kükürt
    8- Kozan, Karaisalı: Linyit.
    9- Toroslar ve Amanoslar da Krom
    10- Yumurtalık: Irak ve Türk petrollerinin geldiği depolandığı yer.

    TURİZM
    Özellikle Antalya bölümünde çok gelişmiştir.
    Adana bölümü: Sanayi, ticaret, ulaştırma gelirleri yönünden daha gelişmiştir.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    EGE BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ

    1- Dağlar doğu batı doğrultulu denize dik uzanır.
    2- Kıyıdaki dağlar horst : Aydın, Boz, Mandra,Yunt dağları
    3- Aradaki ovalar grabendir. : B.Menderes, Gediz, Bakırçay, K.menderes.
    4- Dağların kıyıya dik uzanmasının sonuçları
    a)- Nemli hava kütleleri iç kesimlere girer.
    b)- Kıyılar girintili ve çıkıntılıdır.
    c)- Koy ve körfezler fazladır.
    d)- Deniz ticareti gelişmiştir.
    e)- Kıta sahanlığı gelişmiştir. Delta ovaları oluşmuştur.
    f)- İç kesimlere ulaşım kolaydır.
    g)- En uzun deniz kıyılarımız.
    h)- Enine kıyılar görülür.
    5- İç kesimde yüksek platolar Bayat platosu.
    6- Yükseklik batıdan doğuya doğru artar.
    7- Batı Anadolu fayı bu bölgemizdedir.
    8- Akarsular kıyı ovalarında menderesler çizer. Yana aşındırmaları fazladır.
    9- Afyon kapalı havzası.
    10- Göl bakımından fakir bir bölgemizdir. Çamiçi (Bafa) , Marmara gölü
    11- Akarsular: Meriç, Bakırçay, Gediz (demirköprü barajı), B.Menderes (kemer, adı güzel barajları)
    12- En genç volkan konileri Manisa Kula çevresi.
    13- 4. Zamanda Egeid Karası çöktü. Ege denizi oluştu
    14- Muğla yöresi Ria tipi kıyılar.

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- Kıyıda akdeniz iklimi. İç kesimlere 150-200 km. sokulur.
    2- Kar yağışları ve don olayları azdır. (kıyıda)
    3- Sıcaklık güneyden kuzeye doğru azalır.
    4- Sıcaklık batıdan doğuya doğru azalır. (yükselti)
    5- Kıyıda deniz meltemi görülür. (imbat)
    6- İç kesimlere gidildikçe yükselti artar. Karasallaşma başlar.
    7- Kıyıda makiler. (400 m) lere kadar,yükseklerde ormanlar, iç kesimlerde bozkırlar var.

    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- En çok nüfus yoğunluğuna sahip ikinci bölgemiz.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Yüzölçümü küçük.
    3- En çok göç alan ikinci bölgemiz. Sanayi ,ticaret ve tarım geliştiği için.
    4- Kıyılarda nüfus yoğunluğu fazla, iç kesimler tenha. Yükselti arttığı için.
    5- Kıyılar göç alırken, iç kesimler göç verir.
    6- En yüksek kentleşme
    7- Turizme bağlı iç göçler kıyıda görülür.
    8- Kırsal kesimde yerleşmeler topludur.
    9- Menteşe yöresi fazla yağış almasına rağmen az nüfuslanmış. Yükselti fazlalığı

    TARIM

    1- Düz arazi , verimli topraklar, sulama çok gelişmiş
    2- En çok: Haşhaş, tütün, zeytin, pamuk, üzüm, incir.
    3- İç kesimlerde tahıllar, ş,pancarı, patates
    4- En çok dikili alan (meyve bahçeleri.)
    5- Bölümler arası en fazla fark.
    6- En çok bal üreten ikinci bölgemiz.

    SANAYİ VE MADENLER

    1- Aliağa petrol rafinerisi, Tariş fabrikalar zinciri, Dokuma sanayisi çok gelişmiş.
    2- Linyit : Soma, tavşanlı, tunçbilek, yatağan , gökova ve termik santraller.
    3- Krom : Menteşe Yöresi
    4- Demir : Eymir.
    5- Civa : İzmir. Zımpara taşı.
    6- Mermer: Afyon
    7- Tuz : İzmir Çam altı tuzlası.
    8- Jeotermal enerji: Denizli Sarayköy

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    MARMARA BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    YERŞEKİLLERİ

    1- Güneydoğudan sonra en küçük ikinci bölgemiz.
    2- Trakya’daki topraklarına Avrupa, Anadolu’daki topraklarına Asya denir.
    3- Ortalama yükseltisi en az .
    4- En fazla yeşil renk kullanılmış.
    5- Dağları: Yıldız, Koru, Işıklı, Samanlı, Kaz,Uludağ (iç püskürük volkan)
    6- Ovalar: Tektonik havzadır.
    7- Akarsular: Meriç, Ergene, Susurluk, Sakarya.
    8- Göller: Tektonik havzada oluşanlar. Kuş, İznik, Ulubat , Sapanca:Alüvyal set gölü
    9- Havzalar: Ergene havzası.
    10- Yarımadalar: Çatalca-Kocaeli, Kapıdağı,Armutlu, Biga, Gelibolu
    11- Körfezler: Saroz, Bandırma,Erdek,İzmit, Gemlik.
    12- B.çekmece, ve K.çekmece, Durusu(terkos) Kıyı set gölleridir.
    13- Alt ve üst akıntılar boğazlarda karşılaşırlar. Balıkçılık gelişmiştir.
    14- Denizlerde kirlenme var. Sanayileşme, kentleşme, aşırı avlanma.
    15- Boğazlar 4. Jeolojik zamanda çökmeyle oluştu. Ria tipi kıyılar.
    16- En tehlikeli deprem kuşağı. Kuzey Anadolu fayı bölgeden geçer.
    17- Ege denizinde, gökçe ada, bozca ada, Marmara denizi: İmralı,Marmara ,Avşa ad.
    18- Yer şekilleri düz ve sade olduğu için, ulaşım çok gelişmiştir. En fazla sanayileşme

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- İklim ve bitki örtüsü açısından geçiş özelliği gösterir.
    2- Güney Marmara da Akdeniz iklimi, Ergene havzasında karasal iklim, Karadenize bakan yamaçlarda kara deniz iklimin geçiş özellikleri görülür.
    3- Çok sıcak ve çok yağışlı bir bölgemiz değildir.
    4- Kışın kar yağışı ve don olaylarına rastlanır.
    5- Balkanlardan gelen soğuk hava kütlelerine açıktır. Yüksek sıradağlar olmadığı için.
    6- Kuzeybatıdan karayel gelir. Soğuk ve yağışlı hava getirir.
    7- Ergene havzasında bozkır, G. Marmara da maki ve ormanlar ,Yıldız dağlarının kuzey yamaçlarında ormanlara rastlanır.

    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- En fazla nüfus ve nüfus yoğunluğu.
    2- En fazla kent, en az kır nüfusu.
    3- En çok göç alan bölge. Sebebi, sanayileşme, iş imkanları.
    4- En fazla erkek nüfus. En az kadın nüfus.
    5- En az doğal nüfus artış hızı.
    6- Yoğun nüfuslu yerler: Çatalca,Kocaeli yarımadası., Güney Marmara
    7- En az nüfus yoğunluğu: Gelibolu, Biga, Yıldız dağlarının iç kesimleri.

    TARIM

    1- En fazla ekili-dikili alan..Yüzölçümüne göre.
    2- İklim şartlarından dolayı, tarımda ürün çeşitliliği en fazladır.
    3- Modern tarım yöntemleri kullanılmıştır. İntan sif tarım.
    4- Makineli tarım çok gelişmiştir.
    5- Tarımda verim yüksek. Nüfus fazla olduğu için diğer bölgelerden tarım ürünleri ithal eder.
    6- En fazla ayçiçeği, pirinç üretimi(ergene havzası, Meriç nehri boyları)

    HAYVANCILIK

    1- Büyük kentlerin yakınlarında besicilik, ahır hayvancılığı çok gelişmiştir. Talep fazla.
    2- En fazla kümes hayvancılığı, modern tavuk ve yumurta çiftlikleri.
    3- Mandracılık gelişmiştir.
    4- En fazla ipek böcekçiliği,. Suni ipek üretimi.
    5- Et ihtiyacının büyük bir kısmını doğu Anadolu dan karşılar.

    SANAYİ VE MADENLER

    1- Bor madeni. Susurluk havzası.
    2- Demir cevheri. Sakarya Çam dağı.
    3- Krom. Balıkesir.
    4- Volfram: Uludağ
    5- Mermer: Marmara adası, Bilecik.
    6- Linyit: Trakya ve güney Marmara böl.
    7- Hamitabat’ da doğalgaz santrali.

    Bölge sanayi ve ticarette çok gelişmiştir.İmalat sanayi ürünlerinin yarısı, sanayi de çalışan işçilerin yarısı,bu bölgede çalışır.En fazla elektrik enerjisi tüketen bölgedir.En çok gelir bu bölgeden elde edilir. En çok vergi veren bölgemiz. En büyük sermaye birikimi.,Bir çok parasal kuruluş ve bankanın merkezidir.Ekonomisi en gelişmiş, Okuma oranı yüksek, kültür ve sosyal hayat hareketli, İş imkanları en fazla olan bölgemizdir.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    KARADENİZ BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ

    YER ŞEKİLLERİ

    1- En fazla boylam geçen bölgemiz. En fazla yerel saat farkı.
    2- Üçüncü büyük bölge.
    3- En fazla sel, deprem, heyelan olayları.
    4- Dağlar kıyıya paralel uzanmış .Bunun sonuçları
    5- Boyuna kıyılar fazla. Falezler oluşmuş.
    6- Kıyılarda girinti ve ç ıkıntı azdır.
    7- Doğal limanı az. (Sinop)
    8- Deniz ticareti suni limanlardan yapılmaktadır.
    9- Koy, körfez az.
    10- Kıyılar bol yağış almaktadır. Oroğrafik yağışlar
    11- Kıyı ile iç kesimler arası ulaşım zor. Geçitlerden yapılmakta. Kop,Zigana, Ecevit.
    12- Kıyı ile iç kesimler arasında iklim farklılığı. Ürün çeşitliliği farkı.
    13- Dağlar: Batıda üç sıra halinde, ortada tek sıra halinde, doğuda iki sıra halinde uzanır.
    14- Batıda : Kıyıda küre, Canik, Doğu kara deniz dağları.
    15- Dağlar arasındaki çöküntü ovaları ve vadiler. Deprem kuşakları.
    16- Akarsular:Çoruh, Doğankent çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Bartın, Sakarya
    17- Akarsular kısa boyludur. Doğu karadeniz akarsularının rejimi düzenli sayılır.
    18- Barajlar: Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde H. VeS. Uğurlu .Almus,Sakarya üzerinde: Sarıyar ve Gökçekaya.
    19- Göller: Tortum, Sera, Abant,Yediegöller. Heyelan set gölleridir.
    20- Karadeniz: Soğuk, dalgalı, tatlı suları, tuzluluk az. Derinlerde canlı yaşamaz.

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

    1- Kıyıda Asıl karadeniz iklimi: Her mevsim yağışlı. Yazlar serin ,kışlar ılık.
    2- İç kesimlerde bozulmuş kara deniz iklimi. Karasal. Sıcaklık ve yağış az.
    3- Yağışlar en çok sonbaharda (yamaç ve cephe yağışları)
    4- Kıyıda günlük ve yıllık sıcaklık farkı az. İç kesimlerde fazla.
    5- En fazla kapalı ve bulutlu gün sayısı.
    6- En fazla bağıl nem ve yağış (Rize)
    7- En fazla yağışlar : Doğu, batı ve orta kara deniz diye sıralanır.
    8- Ilıman okyanus iklimi
    9- Bitki örtüsü sık ormanlar. Deniz seviyesinden başlar . Kendini yeniler.
    10- Yükseklerde dağ çayırları
    11- Ahşap yapılar yaygın

    NÜFUS VE YERLEŞME

    1- Nüfus fazla değil.
    2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında.
    3- Doğuda tarım, batıda sanayi nüfus çekmektedir.
    4- En fazla yurtdışı göç. Sanayi gelişmediği için.
    5- Araziler parçalı, dağınık, engebeli, Su kaynakları zengin.
    6- Kırsal kesimlerde dağınık, iç kesimlerde toplu yerleşmeler.
    7- Kadın nüfus fazla, erkek nüfus az.

    EKONOMİ

    TARIM

    1- Kıyıda yetiştirilen ürünler: çay, fındık ,tütün ,mısır, keten kenevir, pirinç, ş,pancarı, narenciye (Rize ) mikro klima .
    2- Mısır buğdayın yerini kıyıda almış . İhraç edilmez. Piyasada tüketilir.
    3- İç kesimlerde tahıllar ve ş, pancarı.

    HAYVANCILIK

    1- Büyük baş hayvancılık, Arıcılık (Ordu)
    2- Balıkçılık çok gelişmiş.

    MADENLER:

    Bakır: Artvin Murgul, Kastamonu Küre. Çıkarılan madenler Samsun’da işlenir.
    Linyit: Merzifon, Çeltek, Amasya. Havza
    Demir-çelik: Karabük , Ereğli, Taşkömürü havzası.
    Çatalağzı termik santrali.

    FABRİKALAR

    1- Şeker fabrikaları (orta karadeniz)
    2- Kağıt, kereste,mobilya üretimi. Çaycuma,Taşköprü, Aksu
    3- Sigara ve Çay üreten fabrikalar.

    ULAŞIM

    1- Yerşekilleri engebeli, ulaşım çok zor.
    2- Orta ve batı kara denizden iç kesimlere demiryolu ulaşımı.
    3- Ulaşım : doğu ve batıda geçitlerden sağlanır.
    4- Kıyıda havaalanları.

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    İKLİM BİLGİSİ

    İKLİM
    Geniş bir sahada, uzun yıllar boyunca (40 – 50 yıl) devam eden, atmosfer olaylarının ortalamasına iklim denir.

    HAVA DURUMU
    Dar bir sahada, kısa süre içerisinde görülen atmosfer olaylarına hava durumu denir.

    NOT:iklim daha geniş bölgelerde ve daha uzun süreli hava olaylarını ele alırken hava durumu daha dar bölgelerde ve daha kısa süreli hava olaylarını ele alır

    KLiMATOLOJİ
    Geniş sahalarda, uzun yıllar devam eden atmosfer olaylarının ortalamalarını tespit ederek, iklim bölgelerini ve karakterlerini inceleyen bilim dalına klimatoloji denir.

    METEOROLOJİ
    Dar sahalarda, kısa süreli atmosfer olaylarını inceleyen bilim dalına meteoroloji denir.
    NOT: klimatoloji coğrafyada fiziki çografyanın alt bilim dalı iken meteoroloji ise fizik bilminin bir alt dalıdır

    HAVA KÜTLESİ: Atmosferde nem ve sıcaklık bakımından benzer özellikler gösteren büyük hava parçalarına hava kütlesi denir.

    ATMOSFER VE ÖZELLİKLERİ

    Dünya’yı gazlardan meydana gelen bir geosfer (tabaka) kuşatır. Buna atmosfer denir.(dünyayı saran gaz küre veya hava kürede denir)
    Atmosferin var olmasının nedeni dünyadaki yerçekimi kuvvetidir ve ayrıca atmosferin şeklide dünyanınkine benzer kutuplarda kalınlığı az ekvatorda ise fazladır bunun iki önemli nedeni vardır bunlar:

    1.sıcaklık:ekvator daha sıcak gazlar ısınarak cevreye doğru yayılmış kutuplar daha soğuk ve gazlar soğuyarak zemine yaklaşmıştır.
    2.yerçekimi:kutuplarda yerçekimi daha çok gazlar zemine daha yakın ekvatorda ise yerçekimi daha az ve gazlar cevreye daha çok yayılmıştır

    Atmosferi oluşturan gazlar
    *Her zaman bulunan ve miktarı değişmeyen gazlar ;%78 Azot,%21 Oksijen,%1 Asal gazlardır.
    *Her zaman bulunan ve miktarı değişen gazlar;Subuharı ve Karbondioksittir.
    *Her zaman bulunmayan gazlar ise Tozlar ve ozondur.

    Karbondioksit, havada çok az miktarda (% 0 – 0,03) bulunmasına karşın, iklim olayları üzerinde önemli etkide bulunur. Karbondioksit atmosferin güneş ışınlarını emme ve saklama kabiliyetini arttırır. Miktarının artması sıcaklığın artmasına, azalması sıcaklıkların düşmesine neden olur. Jeolojik devirler içerisinde CO2 miktarın değişmesi iklim değişimlerini etkilemiştir

    Su buharı, miktarı sıcaklığa, yer ve zamana bağlı olarak en fazla değişen gazdır. Bu miktar yerden yükseldikçe, kıyıdan uzaklaştıkça ve ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır

    KÜRESEL ISINMA
    İnsanlar atarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma denir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır. Dünya’nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır
    Karbondioksit su buharı ,ozon ,kloraflorakarbon ve metan gazları sera etkisi yapan gazlardır su buharı diğerlerine göre daha pasiftir volkan patlamaları fabrikalar egzostan çıkan gazlar vb bu gazların miktarını son yüzyılda oldukça arttırmıştır.özellikle metan gazının sıcaklığı tutma özelliği daha çok olduğu için bu gazın miktarının artışı daha da önemsenmektedir

    ATMOSFERİN KATLARI
    Atmosfer, yerçekimi etkisiyle iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunların yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.
    *Her zaman bulunan ve miktarı değişmeyen gazlar ;%78 Azot,%21 Oksijen,%1 Asal gazlardır.
    *Her zaman bulunan ve miktarı değişen gazlar;Subuharı ve Karbondioksittir.
    *Her zaman bulunmayan gazlar ise Tozlar ve ozondur.

    Troposfer:
    1.Atmosferin en alt tabakasıdır.
    2.Ekvator üzerindeki kalınlığı 16 – 17 km, 45° enlemlerinde 12 km, kutuplardaki kalınlığı ise 9 – 10 km dir. Bunun nedeni, Ekvator’daki hava kütlelerinin ısınarak yükselmesi, kutuplarda ise soğuyan havanın ağırlaşarak alçalmasıdır
    3.Su buharının tamamı bu katmandadır ve bu yüzden iklim olayları troposferin 3 – 4 km lik kısmında meydana gelir.
    5. Troposfer daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınır.Bu nedenle yerden yükseldikçe her 100 metrede sıcaklık 0,5 °C azalır
    6.Atmosferdeki gazların % 75′i troposfer katında bulunmaktadır.Bu yüzden yoğunluğun en fazla olduğu katmandır
    7.Yolcu uçakları yaklaşık 10000 metrede bu katmanda uçarlar

    Stratosfer:
    1.Troposferden itibaren 17 – 30 km ler arasında bulunur.
    2.Bu tabakada su buharı olmadığı için, iklim olayı görülmez.
    3. Stratosferde sıcaklık değişimi yok gibidir. Sıcaklık –45°C civarındadır. mezosfere yaklaştıkça sıcaklık artışı görülür
    4.Stratosferde yerçekimi çok azaldığı için cisimler gerçek ağırlıklarını kaybederler.
    5. Üst kısımlarında ozon gazı bulunur.

    Ozon tabakası: Yerden 15 ile 40 km yükseklikte, en yoğun olarak da 25 km yükseklikte bulunur. içerisinde bulundurduğu ozon gazından dolayı bu ismi almıştır.iki önemli faydası vardır bunlar:
    1. Dünyanın aşırı ısınıp aşırı soğumasını önler
    2. Zararlı güneş ışınlarını süzer: Güneş’ten gelen ve canlı yaşamı için zararlı olan ışınları (Ultraviyole ışınları gibi) tutar. Bundan dolayı canlıların koruyucu katıdır.

    Mezosfer:
    1.Mezosfer atmosferde 50 ila 80-90 km arasında yer almaktadır.
    2. Sıcaklık yükseldikçe azalır
    3. Atmosferin en soğuk bölgesidir, sıcaklık -100 dereceye kadar düşer
    4. Mezosfer tabakası yeryüzününü uzaydan gelen meteorlardan korur, meteorlar bu tabakaya girdiklerinde yanarlar
    5. Bu seviyede nefes alacak oksijen yoktur

    Termosfer
    1.Termosfer 80- 90 km’nin üzerinden başlayarak yaklaşık 10000km ye kadar uzanır
    2.Hava çok incedir.
    3.Sıcaklık yükseklikle artar, sıcaklık çok yüksektir,
    4.Bu tabakada sıcaklık 2000 dereceye kadar ulaşmaktadır.
    5.Termosfer tabakası ikiye ayrılır: İyonosfer ve Eksosfer.
    a) İyonosfer:
    1.Şemosferden sonra 90 – 550 km’ler arasında bulunur.
    2.Bu tabakadaki gazlar ultraviyole ışınlarının etkisi ile iyonlara ayrılmıştır. 3.iyonlaşma sırasında açığa çıkan enerji ile sıcaklığı yükselmiştir.
    (250 °C)
    4.iyonlar arasında elektron alışverişi son derece fazladır. Bundan dolayı haberleşme sinyalleri, radyo dalgaları bu tabakadan yansır.haberleşme acısından bu katman önemlidir
    b). Eksozfer:
    1. Atmosferin en üst ve en dış sınırını oluşturur
    2.Eksozfer yeryüzeyinden oldukça uzak mesafede bir bölgedir. 550 km’den dış sınırı kesin olarak tespit edilememekte, 10.000 km ye kadar çıktığı sanılmaktadır.
    3.Genellikle uydular bu bölgede bulunur. Bu bölge yeryüzü atmosferi ile gezegenler arası uzayda bir geçiş zonu olarak adlandırılır.

    Atmosferin Faydaları

    1. İklim olayları meydana gelir.
    2. Canlı yaşamı için gerekli gazları ihtiva eder.
    3. Güneş’ten gelen zararlı ışınları tutar.
    4. Dünya’nın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.
    5. Dünya ile birlikte dönerek sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.
    6. Uzaydan gelen meteorların parçalanmasına neden olur.
    7. Güneş ışınlarının dağılmasını sağlayarak, gölgede kalan kısımların da hem aydınlanmasını hemde ısınmasını sağlar. Bir başka ifade ile gölgelerin tam karanlık olmasını ve soğuk olmasını önler.
    8. Işığı, sesi, sıcaklığı geçirir ve iletilmesini sağlar.
    9. Hava akımları sayesinde gündüz olan kesimlerin aşırı sıcak, gece olan kesimlerin de aşırı soğuk olmasını engeller.

    İKLİM ELEMANLARI

    A.SICAKLIK
    B.BASINÇ VE RÜZGARLAR
    C.NEM VE YAĞIŞ
    Bunların içinde en önemlisi sıcaklıktır çünkü sıcaklık bunların hepsini etkilemektedir.

    A. SICAKLIK
    Yeryüzündeki sıcaklığın kaynağı Güneş’tir. Yeryüzünün Güneş’ten aldığı ısı miktarına sıcaklık denir. Termometre ile ölçülür. Sıcaklığın birimi santigrat derece (°C) dir.

    Atmosfere gelen enerji % 100 kabul edilirse;
    Enerjinin % 25′i bulutların ve atmosferin etkisi ile uzaya doğru yansır.
    % 25′i atmosferde dağılarak gölge yerlerin aydınlatılmasını ve gök yüzünün mavi görünmesini sağlar.
    % 15′i atmosfer tarafından emilerek atmosferin ısınmasını sağlar.
    % 35′i yeryüzüne ulaşır. Bu enerjinin % 27′si yeri ısıtır. % 8′i ise yeryüzüne çarptıktan sonra tekrar uzaya yansır.

    SICAKLIK DAĞILIŞINI ETKiLEYEN FAKTÖRLER
    (SICAKLIK ETMENLERi)
    1. Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı
    Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen en önemli faktördür. Güneş ışınları bir yere ne kadar dik düşerse, orası o kadar fazla ısınır. Düşme açısı küçüldükçe ısınma azalır. Düşme açısını belirleyen etkenler şunlardır:

    a. Dünya’nın şekli ve enlem: Dünya’nın şekline bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının yere düşme açıları küçülür. Bunun sonucunda da Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır.

    b. Yaşanan Mevsim: Dünya’nın eksen eğikliği ve yıllık hareketine bağlı olarak güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir.
    Buna göre, Kuzey Yarım Küre, yaz mevsiminde güneş ışınlarını daha dik, kışın daha eğik alır.

    c. Günün Saati: Dünya’nın günlük hareketine bağlı olarak, güneş ışınlarının bir noktaya geliş açısı gün boyunca değişme gösterir. Güneş ışınları sabah ve akşam eğik açıyla, öğle vakti ise gelebileceği en dik açı ile gelir.

    d. Bakı ve eğim: Güneş ışınlarının düşme açısı, yerşekillerinin Güneş’e bakma durumuna göre (Bakıya göre) ve yerşekillerinin eğimine göre değişir.

    2. Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yol
    Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol uzadıkça enerji kaybı o oranda artar. Dik açı ile gelen ışınlar daha kısa bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha az kayba uğrar. (Ekvator çevresi gibi)
    Dar açı ile gelen ışınlar ise, daha uzun bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha fazla kayba uğrar. (Kutup çevreleri gibi)

    3. Güneşlenme Süresi
    Güneşlenme süresi arttıkça sıcaklık artar. Yaz aylarında güneşlenme süresi fazla olduğundan sıcaklık değerleri yüksektir. Yine gün içinde en yüksek sıcaklıkların tam öğle vakti değil, öğleden birkaç saat sonra olması güneşlenme süresi ile ilgilidir. Geceleri ise, Güneş’ten enerji alınmadığı için soğuma görülür. Bu nedenle günün en soğuk anı, sabah Güneş doğmadan önceki andır.

    4. Yükselti
    Troposfer katında, yerden yükseldikçe sıcaklık değerleri her 100 m. de 0,5 °C azalırken, alçaldıkça her 100 m. de 0,5 °C artar.

    5. Kara ve Denizlerin Dağılışı
    Aynı miktarda güneş enerjisi alan karalar ve denizler aynı derecede ısınmazlar. Karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk ısınırken, denizler daha az ve geç ısınırlar. Yine karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk soğurken, denizler daha az ve geç soğurlar.

    6. Nem Miktarı
    Nem, bir yerin fazla ısınması ve soğumasını önler. Sıcaklık farkını azaltır. Güneş ışınlarının dik ve dike yakın geldiği Ekvator çevresi Dünya’nın en sıcak yerleri olması gerekirken, nemin fazlalığından dolayı olmamıştır. Dünya’nın en sıcak yerleri ise Dönenceler civarı (Tropikal çöller) olmuştur.
    Kış mevsiminde, havanın bulutlu olduğu günlerde, ısı kaybı azaldığından sıcaklık değerleri yüksektir. Havanın bulutsuz olduğu günlerde ise, ısı kaybı daha fazla olduğundan sıcaklık değerleri düşüktür. Kuru ve ayaz bir hava yaşanır.

    7. Okyanus Akıntıları
    Okyanus akıntıları, hem denizler hem de karalar üzerinde havanın sıcaklığını etkilerler. Bu akıntılar sıcaklığın Ekvator’dan kutuplara doğru düzenli olarak azalmasını engeller.
    Ekvator yönünden gelen Gulf – Stream, Brezilya, Kuroşivo ve Alaska gibi akıntılar sıcaklığı yükseltir. Buna karşılık, kutup yönünden gelen Labrador, Kanarya, Oyaşivo, Benguela ve Kaliforniya gibi akıntılar sıcaklığı düşürür.

    8. Rüzgârlar
    Kuzey Yarım Küre’de güneyden, Güney Yarım Küre’de de kuzeyden esen rüzgârlar, Ekvator yönünden geldikleri için sıcaklığı artırır. Kutup yönünden gelen rüzgârlar ise, sıcaklığı düşürürler. Bu durum enlem – sıcaklık ilişkisine örnektir.
    Denizden karaya doğru esen rüzgârlar kışın ılıtıcı, yazın ise serinletici etki yapar.
    Karadan denize doğru esen rüzgârlar ise, kışın sıcaklığı düşürücü, yazın ise sıcaklığı yükseltici etki yapar.

    9. Bitki Örtüsü
    Bitki örtüsü, güneş ışınlarının bir kısmını emerek gündüz yerin fazla ısınmasını önler. Gece ise, yerden ışıyan sıcaklığın bir bölümünü tutarak fazla soğumayı engeller. Bunun sonucunda, bitki örtüsünün gür olduğu alanlar ile seyrek olduğu alanlar arasında, sıcaklığın dağılışı açısından önemli farklar ortaya çıkar.

    SICAKLIĞIN YERYÜZÜNDEKİ DAĞILIŞI
    Sıcaklığın yeryüzüne dağılışı izoterm adı verilen eş sıcaklık eğrileri ile gösterilir. Sıcaklık haritalarına ise izoterm haritaları denir. izoterm haritaları günlük, aylık ve yıllık olabilir. Bu haritaların bir kısmı gerçek sıcaklıkları gösterir. Bunlara gerçek izoterm haritaları denir. Bu haritalarda yükseltinin etkisi hesaba katılır. Bir de, yükselti değerleri her yerde sıfır metre kabul edilerek, sıcaklık değerlerinin buna göre düzenlenip çizildiği haritalar vardır. Bu haritalara da indirgenmiş izoterm haritaları denir. Her yerin gerçek sıcaklığına, yükseltiden dolayı kaybettiği sıcaklığın eklenmesiyle indirgenmiş sıcaklık bulunur.
    Örneğin, 1000 m. yükseklikteki bir yerin gerçek sıcaklığı 16°C ise, buranın indirgenmiş sıcaklığı;

    DÜNYA YILLIK ORTALAMA SICAKLIK DAĞILIŞI

    YERYÜZÜNDE ÜÇ FARKLI SICAKLIK KUŞAĞI OLUŞMUŞTUR.

    Genel olarak (Dünya’nın şekli sonucu) Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır. Ancak en yüksek sıcaklıklara dönenceler çevresinde rastlanmaktadır.
    Kuzey Yarım Küre, Güney Yarım Küre’den daha sıcaktır. Çünkü, Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’de denizler daha fazla yer kaplar.
    Kuzey Yarım Küre’de, yüksek enlemlerdeki karaların batı kıyıları, doğu kıyılarına göre daha sıcaktır. Sebebi, sıcak okyanus akıntılarıdır. (Gulf – Stream, Alaska, vb.)
    Kuzey Yarım Küre’deki sıcaklık farkları Güney Yarım Küre’den daha fazladır. Sebebi, kara – deniz dağılışıdır.

    DÜNYA OCAK AYI ORTALAMA SICAKLIK DAĞILIŞI

    1. Ocak ayında, Kuzey Yarım Küre’de kış mevsimi yaşanır.
    2. Bu ayda Dünya’nın en soğuk yerleri Sibirya, Kanada ve Grönland’ın kuzey bölgeleridir.
    3. Bu ayda Dünya’nın en sıcak yerleri, Oğlak Dönencesi üzerindeki kara içleridir.

    DÜNYA TEMMUZ AYI ORTALAMA SICAKLIK DAĞILIŞI

    1. Temmuz ayında, Kuzey Yarım Küre’de yaz mevsimi yaşanır.
    2. Bu ayda, Dünya’nın en sıcak yerleri Büyük Sahra, Arabistan Yarımadası’nın iç kısımları, iran, Orta Asya, Meksika, Amerika’nın orta kesimleri ve Arizona çevresidir.
    3. Bu ayda Dünya’nın en soğuk yerleri Antarktika Kıtası’ndadır.

    B. BASINÇ ve RÜZGÂRLAR

    BASINÇ
    Atmosferi oluşturan gazların yeryüzüne yaptığı etkiye basınç denir. Basınç barometre ile ölçülür. Basıncın değeri milibar (mb) denilen birimle belirtilir. Aynı basınca sahip olan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan iç içe kapalı eğrilere ise izobar adı verilmektedir.
    Atmosfer basıncını etkileyen faktörler şunlardır:

    1. Yerçekimi
    Yerçekiminin etkisiyle gazlar Dünya’yı çepeçevre kuşatmıştır. Yükseklere doğru çıkıldıkça ve alçak enlemlere doğru geldikçe yerçekimi azalır. Buna bağlı olarak basınç da azalır.
    Yerçekimi ile basınç arasında doğru orantı vardır. Yerçekimi arttıkça basınç artar, yerçekimi azaldıkça basınç azalır.

    2. Yükselti
    Yükseldikçe basınç azalır. Bunun nedeni, yükseklere doğru çıkıldıkça Atmosfer’i oluşturan gazların yoğunluklarının yerçekimi etkisiyle azalmasıdır. Basınç ile yükselti arasında ters orantı vardır.

    3. Termik Etkenler (Sıcaklık)
    Sıcaklığın artmasıyla hava genişler, hafifler ve yükselir. Yükselen havanın yere yaptığı basıncın azalmasıyla, alçak basınç alanları doğar.
    Sıcaklığın azalmasıyla soğuyan havanın hacmi daralır, ağırlaşır ve alçalır. Alçalan havanın yere yaptığı basıncın artmasıyla yüksek basınç alanları doğar.
    Bu şekilde, ısınma ve soğumaya bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine termik basınç merkezleri denir. Örneğin, Ekvator çevresi sürekli sıcak olduğundan, burada termik alçak basınçlar oluşmuştur. Kutuplar civarı ise, sürekli soğuk olduğundan burada da termik yüksek basınçlar oluşmuştur. Sıcaklık ile basınç arasında ters orantı vardır.

    4. Dinamik Etkenler
    Hava kütlelerinin alçalarak yığılması veya yükselerek seyrekleşmesi sonucunda ortaya çıkar.
    Örneğin, troposferin üst kısımlarında, Ekvator’dan kutuplara doğru esen Ters (üst) Alize rüzgârları Dünya’nın dönme hareketinin etkisiyle 30° enlemleri civarında alçalarak yüksek basınç alanlarını oluştururlar.
    Bununla birlikte, Batı ve Kutup rüzgârları da 60° enlemleri civarında karşılaşınca yükselirler ve burada alçak basınç alanlarını oluştururlar.
    işte, bu şekildeki hava hareketlerine bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine de dinamik basınç merkezleri denir.
    Atmosfer basıncı, yere yaptığı basınç derecesine göre üçe ayrılır.
    Normal Basınç: 45° enlemlerinde, deniz seviyesinde, 0°C sıcaklıkta, 760 mm yüksekliğindeki cıvanın yaptığı basınca eşit olan atmosfer basıncına normal basınç denir. Bu basınç 1013 milibardır.
    Yüksek Basınç (Antisiklon): 1013 milibardan daha yüksek olan basınçlara yüksek basınç denir. Yüksek basıncın görüldüğü yerlerde alçalıcı hava hareketleri vardır.

    Alçak Basınç (Siklon): 1013 milibardan daha az olan basınçlara alçak basınç denir. Alçak basıncın görüldüğü yerlerde yükselici hava hareketleri vardır.

    YERYÜZÜNDEKİ SÜREKLİ BASINÇ ALANLARI

    1. Termik Kökenli Basınç Alanları

    • Ekvatoral Alçak Basınç Alanı (Tropikal Siklon)
    Ekvatoral bölge üzerinde bütün Dünya’yı kuşatan sürekli bir alçak basınç alanı uzanır. Bunun nedeni buraların devamlı ısınmasıdır. Bu basınç kuşağı kışın güneye, yazın da kuzeye doğru genişler.

    • Kutuplar Yüksek Basınç Alanı (Polar Antisiklon)
    Kutuplar yıl boyunca soğuk olduklarından, buralarda sürekli bir yüksek basınç alanı oluşmuştur. Bu basınç alanı kışın genişler, yazın da daralır.

    2. Dinamik Kökenli Basınç Alanları

    • ( DYB) Ekvator Üstü YüksekBasınç Alanı (Subtropikal Antisiklon)
    Ekvatoral bölgede, ısınarak yükselen hava kütleleri üst alizeler halinde kutuplara doğru eserken, gerek Dünya’nın ekseni etrafında dönmesinden, gerekseyerçekimi ve soğumadan dolayı 30° enlemleri civarında alçalır. Sonuçta, bu enlemlerde yüksek basınç alanı oluşur.

    • ( DAB) Kutup Altı Alçak Basınç Alanı (Subpolar Siklon)
    Batı ve Kutup rüzgârları, 60° enlemleri civarında karşılaştıktan sonra yükselirler. Sonuçta bu enlemlerde alçak basınç alanı oluşur.

    RÜZGÂRLAR

    Yüksek basınç (antisiklon) alanlarından alçak basınç (siklon) alanlarına doğru olan yatay hava akımlarına rüzgâr denir. Rüzgârın yönü, coğrafi yönlerle ifade edilir. Rüzgâr hızı anemometre adı verilen aletle ölçülür.

    Rüzgârın hızını etkileyen faktörler

    a. Basınç farkı: Rüzgârın hızı basınç farkıyla doğru orantılıdır.
    Basınç farkı çok ise rüzgâr hızlı, basınç farkı az ise rüzgâr yavaş eser. iki bölge arasındaki basınç farkının sona ermesi ile rüzgâr etkinliği kaybeder.

    Rüzgar şiddeti çok Rüzgar şiddeti az

    b. Basınç merkezleri arasındaki uzaklık: Aynı basınç farklarına sahip, birbirinden farklı uzaklıktaki noktalar arasında rüzgârların hızı farklıdır. Birbirine yakın olan noktalar arasında, izobar yüzeylerinin eğimi fazladır ve rüzgâr hızlı eser. Birbirine uzak olan noktalar arasında ise, izobar yüzeylerinin eğimi azdır ve rüzgâr yavaş eser.

    c. Dünya’nın Dönmesi: Dünya’nın dönüşüne bağlı olarak rüzgârlar, düz çizgiler yerine saparak hareket ederler. Bu sapmalar ise onlara hız kaybettirir.

    d. Sürtünme: Engebeli arazilerde rüzgârlar çok fazla engellerle karşılaştığı için hızları azalır. Bundan dolayı, rüzgârların hızı, sürtünmenin azaldığı düz ve açık alanlarda fazladır.
    Rüzgârın yönünü etkileyen faktörler

    a. Basınç merkezlerinin konumu: Rüzgârın yönünü belirleyen, öncelikle basınç merkezlerinin konumudur. Basınç merkezleri yer değiştirdikçe rüzgârın yönü de değişir.

    b. Yeryüzü şekilleri: Rüzgârlar basınç merkezleri arasında hareket ederken, yeryüzü şekillerine çarparak yön değiştirirler.
    Bir bölgede rüzgârın yıl içerisinde en fazla estiği yöne hakim rüzgâr yönü denir. Hakim rüzgâr yönü yerşekillerine göre ortaya çıkar.

    Yukarıdaki grafiğe, rüzgâr gülü diyagramı adı verilir. Bu grafikte A merkezine, rüzgârların büyük bir çoğunlukla kuzeydoğu ve güneybatı yönlerinden estiği dikkate alınırsa, bu yerleşim yerinin kuzeydoğu-güneybatı uzantılı bir vadide yer aldığı söylenebilir.

    c. Dünya’nın Dönmesi: Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi sonucunda, rüzgârlar basınç merkezleri arasındaki en kısa yolu izleyemezler. Rüzgârlar, Kuzey Yarım Küre’de hareket yönünün sağına, Güney Yarım Küre’de ise hareket yönünün soluna saparlar.
    Yüksek basınç alanlarında rüzgârlar, merkezden çevreye doğru hareket ederler.

    Alçak basınç alanlarında ise rüzgârlar, çevreden merkeze doğru hareket ederler.

    RÜZGÂR ÇEŞİTLERİ

    1. Sürekli (Yıllık) Rüzgârlar
    a. Alize Rüzgârları: 30° Kuzey ve 30° Güney enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, Ekvator’daki termik alçak basınç alanına doğru esen rüzgârlardır.

    Özellikleri
    Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak, denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.
    Tropikal kuşaktaki karaların doğu kıyılarına bol yağış bırakırlar. Bu nedenle Doğu rüzgârları da denir.
    Sürekli olmaları ve yönlerinin belli olması nedeniyle, yelkenli gemiler döneminde bu rüzgârlardan faydanılmıştır. Bu nedenle bu rüzgârlara ticaret rüzgârları (trade winds) da denilmiştir.
    Ekvatoral bölgede karşılaşan Alizeler, 3 – 4 km kadar yükselerek kutuplara doğru hareket ederler. Bunlara da ters alize (üst alize) adı verilir. Ters alizeler, dönenceler üzerinde alçalarak tropikal çöllerin oluşmasına neden olurlar.
    Sıcak okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.

    b. Batı Rüzgârları: 30° enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.
    Özellikleri
    Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak, denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.
    Orta kuşaktaki karaların batı kıyılarına bol yağış bırakırlar.
    60° enlemleri civarında Kutup rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.

    c. Kutup Rüzgârları: Kutuplardaki termik yüksek basınçlardan, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.

    Özellikleri
    Soğuk ve kuru oldukları için, etkili oldukları alanlarda sıcaklığı azaltarak kar yağışlarına neden olurlar.
    60° enlemleri civarında Batı rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.
    Soğuk okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.

    2. Devirli Rüzgârlar (Musonlar)
    a. Yaz Musonu: Yaz mevsiminde karalar denizlere göre daha fazla ısınır. Bu nedenle buralarda alçak basınç alanları oluşur.
    Aynı mevsimde deniz ve okyanuslar daha serin oldukları için, yüksek basınç alanı durumundadırlar. Bunun sonucunda, deniz ve okyanuslardan kara içlerine doğru büyük bir hava akımı olur. Bu rüzgârlara yaz musonu denir.

    Yaz musonları deniz ve okyanuslardan kaynaklandıkları için bol nem taşırlar. Bundan dolayı etkili oldukları yerlere bol yağış bırakırlar.

    b. Kış Musonu: Kış mevsiminde karalar, denizlere oranla daha fazla soğuyarak yüksek basınç alanı oluştururlar. Aynı mevsimde denizler ve okyanuslar üzerinde alçak basınç alanı vardır. Bunun sonucunda, karaların iç kesimlerinden deniz ve okyanuslara doğru büyük bir hava akımı olur. Bu rüzgârlara kış musonu denir.

    Kış musonları kara kaynaklı oldukları için soğuk ve kurudurlar. Bu nedenle başlangıçta yağış getirmezler. Ancak, denizler üzerinden geçtikten sonra bir karaya varırlarsa yamaç yağışlarına yol açarlar.

    3. Yerel Rüzgârlar
    a. Meltem Rüzgârları: Gün boyunca oluşan sıcaklık ve basınç farkları sonucu meydana gelirler.
    • Deniz ve Kara Meltemleri
    Gündüz, karalar daha çok ısınacağı için alçak basınç alanı, denizler ise yüksek basınç alanıdır.
    Bunun sonucunda denizden karaya doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra deniz meltemi denir.

    Gece ise, karalar daha fazla soğuyarak yüksek basınç alanı durumuna geçerler. Denizler daha sıcaktır ve basınç azdır. Bunun sonucunda da, karadan denize doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra kara meltemi denir.

    • Vadi ve Dağ Meltemleri
    Gündüz, dağ dorukları vadilerden daha erken ısınır ve alçak basınç oluşur. Vadiler ise, daha serindir ve yüksek basınç alanıdır. Bunun sonucunda, vadi tabanlarından dağ yamacına ve doruklarına doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra vadi meltemi denir.

    Geceleri ise, dağ yamaçlarında ve yüksek plâtolarda hızla soğuyan hava yüksek basınç alanı oluşturur. Alçak ovalar ve vadiler ise, nem oranının daha fazla olması nedeniyle sıcaktır ve alçak basınçlar görülür. Bunun sonucunda da, dağ yamaçlarından alçak ova ve vadilere doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra dağ meltemi denir.

    b. Sıcak Yerel Rüzgârlar

    • Föhn (Fön)
    Hava kütleleri dağ zirvesine doğru çıkarken, sıcaklığı yaklaşık her 100 m. de 0,5 °C azalır. Belli bir yükseltiden sonra bünyesindeki nemi yağış olarak bırakır. Dağın arka yamacına geçtiğinde kuru özelliktedir ve yamaca sürtünerek alçalır. Sürtünmenin etkisiyle sıcaklığı her 100 m. de 1°C artar. Dağ zirvelerinden aşağıya doğru sıcak ve kuru olarak esen bu rüzgârlara föhn rüzgârı denir.

    Föhn rüzgârı, İsviçre’de Alpler’in kuzey yamaçlarında görüldüğünden bu ismi almıştır. Föhn rüzgârı Türkiye’de, Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında kışın ve ilkbaharda görülür.

    • Sirokko
    Kuzey Afrika’da, Büyük Sahra Çölü’nden sıcak ve kuru olarak Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Fas, Tunus ve Cezayir’de etkisi belirgindir. Akdeniz’i geçerken nem kazanır. İspanya, Fransa ve İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.

    • Hamsin
    Sudan’dan gelen ve Mısır’dan Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Sıcak, kuru ve boğucu bir rüzgârdır.

    c. Soğuk Yerel Rüzgârlar

    • Bora
    Dalmaçya kıyılarında, Dinar Alpleri’nden Adriya Denizi’ne doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Hızı fazladır.

    • Mistral
    Fransa’nın Rhone vadisini izleyerek Akdeniz’e doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır.

    • Krivetz (Kriviç)
    Romanya’da, Aşağı Tuna Ovası’na doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Bükreş’te krivetz etkili olduğunda sıcaklık 10 – 15°C düşer.

    d. Tropikal Rüzgârlar
    Sıcak kuşakta, ani basınç farklarından kaynaklanan ve hızları saatte 100 – 150 km.ye kadar çıkabilen rüzgârlardır. Daha çok okyanuslar üzerinde oluşurlar. Belirli yollar izleyerek karaların üzerine de sokulurlar. Sarmal hava hareketleri halinde olduklarından, genellikle hortumlara sebep olurlar. Çevrelerine büyük zarar verirler. Tropikal rüzgârlara, Asya denizlerinde ve Avustralya’nın Büyük Okyanus kıyılarında Tayfun (Çince “Büyük rüzgar” demektir), Meksika Körfezi kıyılarında Hurrican (Hariken), Afrika’nın bazı kesimlerinde ve Latin Amerika kıyılarında da Tornado (Hortum) adı verilir.
    C. NEM ve YAĞIŞLAR

    Atmosfer içerisindeki subuharına nem denir. Nem higrometre adı verilen aletle ölçülür. Havanın nemi gram (gr) olarak ifade edilmektedir.
    1. Mutlak Nem: 1m3 hava içerisinde bulunan subuharının gr olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklık ve buharlaşmanın fazla olduğu Ekvatoral bölgelerde çok, soğuk kutup bölgeleri ile yüksek dağlarda azdır.
    2. Maksimum Nem: 1m3 havanın belli sıcaklıkta taşıyabileceği en fazla nem miktarına maksimum nem denir. Maksimum nem sıcaklığa bağlı olarak değişir. Sıcaklık arttıkça hava genişleyeceğinden taşıyabileceği nem miktarı artar. Sıcaklık azaldıkça hava daralır ve böylece taşıyabileceği nem miktarı azalır. Sıcaklıkla maksimum nem doğru orantılıdır.
    3. Bağıl Nem (Nisbi nem): Mutlak nemin maksimum neme oranı havanın neme doyma oranını verir. Bu orana bağıl nem denir.
    Yüzde (%) olarak ifade edilir.

    Bağıl nem ile sıcaklık ters orantılıdır. Sıcaklık düştükçe maksimum nem azalacağından, bağıl nem yükselir. Sıcaklık değerleri yükseldikçe, maksimum nem artacağından bağıl nem düşer.
    Bağıl nem çöl bölgelerinde ve kara içlerinde az, Ekvatoral bölge gibi yağışlı bölgelerde ve deniz kıyılarında çoktur.

    YOĞUNLAŞMA
    Havadaki su buharının, tekrar sıvı ya da katı haldeki suya dönüşmesine yoğunlaşma denir.
    Yoğunlaşmanın meydana gelmesi havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlıdır. Havadaki bağıl nemin yüzde 100′e ulaştığı noktaya doyma noktası denir. Doyma noktası aşıldığı takdirde hava su buharının fazlasını taşıyamaz. Fazla olan su buharı sıvı ya da katı hale dönüşür.
    Yoğunlaşma sonucunda çok küçük su taneciklerinin biraraya gelmesiyle bulutlar oluşur. Bulutlar oluştukları yükseklikler dikkate alınarak üç gruba ayrılır.
    1.Yüksek bulutlar (Sirüs’ler)
    2.Orta yükseklikteki bulutlar (Kümülüs’ler)
    3.Alçak bulutlar (Stratüs’ler)
    Belirli bir anda gökyüzünün bulutlarla kaplı kısmının tüm gökyüzüne olan oranına bulutluluk denir. Bulutluluk oranı çeşitli aynalardan oluşan ve nefometre adı verilen bir aletle ölçülür. Buna göre, gökyüzünün oranı 10 kabul edilerek;
    • 0 – 2 oranı Açık havayı
    • 2 – 8 oranı Bulutlu havayı
    • 8 – 10 oranı Kapalı havayı ifade eder.
    Sis, ise yeryüzüne çok yakın oluşmuş ya da yeryüzüne çökmüş bulutlardır. Sıcak ve nemli bir havanın daha soğuk bir yerle teması sonucu sis oluşur. Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşması da sislere yol açar.

    YAĞIŞ TÜRLERİ ve ETKİLERİ

    Atmosferdeki subuharının yoğunlaşarak sıvı ya da katı biçimde yeryüzüne düşmesine yağış denir. Başlıca yağış türleri şunlardır:
    1. Çiy: Havadaki subuharının soğuk zeminler üzerinde, su tanecikleri şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Özellikle bahar aylarında görülür.
    2. Kırağı: Havadaki subuharının soğuk cisimler üzerinde, 0°C den düşük sıcaklıklarda kristaller şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Sonbahar aylarında ya da kış başlarında görülür.
    3. Kırç: Havadaki subuharının çok soğumuş ağaç dalları, tel, saçak, vb. cisimler üzerinde yoğunlaşarak buz tabakası haline gelmesidir. Kırağıdan ayrılan yönü, kristallerin üst üste yığılarak buz tabakası haline gelmesidir.
    4. Yağmur: Bulutu oluşturan su taneciklerinin büyümesiyle oluşan su damlalarıdır. Yoğunlaşmanın devam etmesi ile ağırlığı artan su damlaları yağış şeklinde yere düşer.
    5. Kar: Su buharının, yükseklerde 0°C nin altında yavaş yavaş yoğunlaşmasıyla oluşan buz kristalleri yere düşer. Bu tür yağışlara kar denir.
    6. Dolu: Hava sıcaklığının birden bire ve büyük ölçüde azalması sonucu yağmur damlaları donarak buz parçacıkları halinde yere düşer. Bu yağışlara da dolu denir.

    YAĞIŞLARIN OLUŞMA BİÇİMLERİ
    (OLUŞUM NEDENLERİNE GÖRE YAĞIŞLAR)

    1. Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar)
    Nemli hava kütlelerinin, yatay yönde hareket ederken dağ yamaçlarına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucu oluşan yağışlardır.
    Dünya’da en çok, Güneydoğu Asya’da, Orta kuşaktaki karaların batı kıyılarında ve sıcak kuşaktaki karaların doğu kıyılarında görülür.

    Türkiye’de ise, Toroslar’ın güneybatıya, Karadeniz Dağları ile Yıldız Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarında fazlaca görülür.

    2. Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları)
    Güneşli ve rüzgârsız günlerde ısınan hava yükselerek soğur. Belli bir yükseltiden sonra nemin yoğunlaşması ile yağış meydana gelir.
    Dünya’da en çok, Ekvatoral bölgede rastlanır. Türkiye’de ise, İç Anadolu Bölgesi’nde İlkbahar’da görülen yağışlar konveksiyonel yağışlardır. Bu yağışlar halk arasında kırkikindi yağışları olarak bilinir.

    3. Cephe Yağışları (Frontal Yağışlar)
    Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında meydana gelen yağışlardır.

    Dünya’da en çok, Orta kuşakta ve 60° enlemleri civarında görülür. Türkiye’de, özellikle kış mevsiminde görülen yağışların çoğu cephesel kökenlidir.

    YAĞIŞLARIN YERYÜZÜNE DAĞILIŞI
    Genel hava dolaşımı, kara ve deniz dağılışı, yerşekilleri yükselti gibi nedenlerden dolayı yeryüzünün her tarafı aynı oranda yağış almaz.
    Dünya üzerinde;
    En yağışlı bölgeler; Ekvatoral bölge, Muson bölgeleri ve Orta kuşak karalarının batı kıyılarıdır.
    En kurak bölgeler ise; Orta kuşak karalarının dağlarla çevrili iç kısımları, dönenceler civarı, çevresine göre, alçakta kalmış yerler ve kutup çevreleridir. Şimdi, yeryüzündeki büyük iklimleri, bu iklimlerin özelliklerini ve bu iklimlere uyum sağlamış bitki örtülerini inceleyelim.

    A. SICAK İKLİMLER

    1. EKVATORAL İKLİM: Ekvator çevresinde, 0° -10° Kuzey ve Güney enlem¬leri arasında görülür. Yıllık ortalama sı-caklık 25°C dolayındadır. Yıllık sıcaklık farkı 2 – 3°C’yi geçmez. Yıllık yağış miktarı 2000 mm den fazladır. Her mev¬sim yağışlı olmakla birlikte, ekinoks tarihlerinde yağış maksimum düzeye erişir. Tabii bitki örtüsü oldukça gür ve geniş yapraklı ormanlardır.

    Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.

    2. TROPİKAL İKLİM (SUBTROPİKAL – SAVAN): 10° – 20° Kuzey ve Güney enlemleri arasında ve 0° – 10° enlemle-rinde 1000 m’den sonra görülür. Ekvatoral kuşak ile çöller arasında bir geçiş iklimi¬dir. Yıllık ortalama sıcaklık 20°C dolayındadır. Yıl¬lık sıcaklık farkı 4 – 5°C’-dir. Yıllık yağış miktarı 1000 – 2000 mm. arasındadır. Güneş ışınlarının dik geldiği yaz ayları yağışlı, kışlar kuraktır. Tabii bitki örtüsü yüksek boylu ve gür bitki toplulukları olan savanlardır.

    Tropikal iklim, Sudan, Cad, Nijerya, Mali, Mori¬tanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır.

    3. MUSON İKLİMİ: Muson rüzgarlarının etki alanlarında görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Yıllık ortalama yağış 2000 mm do¬layındadır. Yıllık yağışların % 85′i yaz aylarında dü¬şer. Kış mevsimi kurak geçmektedir. Tabii bitki örtüsü kışın yaprağını döken, yazın yeşillenen ormanlardır. Yağışların azaldığı yerlerde ise savanlar görülür.

    Muson iklimi, Güney Hindistan, Güney Çin, Gü¬neydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi böl¬gelerde etkili olmaktadır.

    4. ÇÖL İKLİMİ (SICAK VE KURAK İKLİM): Dönenceler civarında, Asya ve Kuzey Amerika’da karaların iç kısımlarında ve Güney Amerika’nın gü¬neyinde görülür. Bu iklim tipini, yağışların yok dene¬cek kadar az olması belirler. Çöllerdeki nem yeter¬sizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır
    Günlük sıcaklık farkının 50°C yi buldu¬ğu zamanlar olmaktadır. Yıllık yağış miktarı 100 mm’nin altındadır. Yağışlar daha çok sağanak yağmurlar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs bitkileridir.

    Afrika’da Büyük Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Deşti Kebir, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru ile ABD’nin güneybatısı yeryü-zündeki başlıca çöl alanlarıdır.

    B. ILIMAN İKLİMLER

    1. AKDENİZ İKLİMİ: Genel olarak, 30° – 40° enlemleri arasında görülür. Yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlıdır. Yıl¬lık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı ise 18°C kadardır. Yıllık yağış miktarı 600 -1000 mm arasında değişir. En fazla yağış kışın, en az yağış yazın görülür.

    Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çı¬kan makilerdir. Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Mersin, defne, kocayemiş, zey¬tin, süpürge çalısı, bodur, ardıç gibi bitkiler başlıca maki türleridir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.

    Akdeniz iklimi en belirgin olarak Akdeniz çevresin¬de görülmekle birlikte, Güney Portekiz, Afrika’nın güneyinde Kap Bölgesi, Avustralya’nın güneyba¬tısı ve güneydoğusu, Orta Şili ve ABD’nin Kalifor¬niya eyaletinde de etkili olmaktadır.

    2. OKYANUSAL İKLİM: Genel olarak, 30° – 60° enlemleri arasında, karala¬rın batı kıyılarında görülür. Yazlar fazla sıcak, kış¬lar da fazla soğuk olmaz. Yıllık sıcaklık ortalaması 15°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C yi bulmaktadır.

    Yıllık yağış ortalaması 1500 mm. dir. En fazla yağış sonbaharda görülür. Tabii bitki örtüsü yayvan ve iğ¬ne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Orman¬ların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.
    Okyanusal iklim, Batı Avrupa, Kuzey Amerika’nın ku¬zeybatısı, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğu¬su ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.

    3. KARASAL İKLİM: Genel olarak, 30° – 65° enlemleri arasında, karala¬rın deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtala¬rın doğu kıyılarında görülmektedir. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C’dir. Yıllık yağış miktarı 500 -600 mm dolayındadır.

    En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimler¬de de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Taygalar, Dünya ormanlarının % 15′ini oluştururlar.

    Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avru¬pa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.

    4. STEP İKLİMİ (YARIKURAK İKLİM): Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Üç gru¬ba ayrılır;
    a. Tropikal Step İklimi: Savan ikliminden çöl ikli¬mine geçiş alanlarında görülür.
    b. Subtropikal Step İklimi: Çöl ikliminden Akde¬niz iklimine geçiş alanlarında görülür.
    c. Orta Kuşak Step İklimi: 30° – 50° önlemlerin¬deki çöller etrafında ve Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş alanlarında görülür

    Step iklimlerinde yıllık sıcaklık farkı 15 – 30°C’dir. Yıllık yağış miktarı 300 – 500 mm’dir. Step iklimle¬rinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmek¬tedir. Tabi bitki örtüsü yağışlı mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır)’tir.
    İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak or¬manların ortadan kaldırılması sonucunda olu¬şan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı toplu¬luklarına rastlanır.

    C. SOĞUK İKLİMLER

    1. TUNDRA İKLİMİ (KUTUPALTI İKLİMİ): Genel olarak, 65° -80° Kuzey enlemleri arasında görülür. Sıcaklığın çok düşük olduğu bir iklim tipi¬dir. Bu iklimde en sıcak ayın ortalaması dahi 10°C yi geçmez. Kışın değerler -30°C ile -40°C ye iner. Yıllık sıcaklık far¬kının 65°C yi bulduğu yerler vardır. Yağışlar or¬talama 200 – 250 mm ka¬dardır. En fazla yağış yaz aylarında görülür. Tabii bitki örtüsü çalı, yosun ve yazın yeşeren kurakçıl otlardan oluşan tundralardır.

    Tundra iklimi, Avrupa’nın kuzey kıyıları, Kuzey Si¬birya, Kuzey Kanada, Grönland Adası kıyıları ve Orta kuşaktaki yüksek dağlarda etkili olmaktadır.

    2. KUTUP İKLİMİ: Karlar ve buzullarla kaplı kutup bölgelerinde görü¬lür. Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C’nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta da¬ha altına iner. Yıllık sıcak¬lık farkı 30°C dolaylarında¬dır. Yağışlar son derece az ve kar şeklindedir. Orta¬lama yağış 200 mm. civa¬rındadır. Bu iklim tipinde bitki örtüsü yoktur.

    Kutup iklimi, Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir.
    Kutup bölgelerinde deniz yüzeyinin donmasıyla oluşan geniş buz örtülerine bankiz denir. Ortalama kalınlıkları 2 m kadardır. Karalarda oluşan ve koparak denize düşen buz dağlarına ise aysberg adı verilmektedir.

    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ İLİŞKİSİ
    Yukarıda da anlatıldığı gibi, iklim ile bitki topluluk¬ları arasında sıkı bir ilişki vardır. Kutup iklimi hari¬cinde diğer bütün iklimlerin kendine has karakteris¬tik bitki örtüsü vardır. Farklı bölgelerdeki benzer ik¬lim varlığını benzer tabii bitki örtüsü kanıtlar.
    Bitki örtüleri yer şekillerinden dolayı, yeryüzünde aralıksız kuşaklar oluşturamazlar. Ancak, genel olarak Ekvator’dan kutuplara doğru, geniş yapraklı ormanlar, karışık ormanlar ve iğne yapraklı ormanlar, şeklinde kuşaklar meydana gelmiştir.
    Sıcaklık ve nem, bitki hayatını doğrudan etkiler. Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık ve nem oranı azalır. Buna bağlı olarak bitki örtüsü de seyrekleşir. Belirti bir yükseklikten sonra cılızlaşır ve doğal olarak ortadan kalkar. Bir yamaca düşen yağış miktarı aynı ise, yükseldikçe bitki örtüsündeki değişme sıcaklık azalmasıyla ilgilidir. Ancak, sıcaklık şartları aynı ise, farklılaşma nem miktarının değişmesiyle ilgilidir.
    Yükseklere çıkıldıkça bitki toplulukları, geniş yapraklı orman, karışık ormanlar, iğne yapraklı ormanlar ve dağ çayırları şeklinde kuşaklara ayrılır.
    Dağların Güneş’e bakan yamaçlarında bitkilerin olgunlaşma süreleri daha kısadır. Ormanın ve ağa¬cın yetişme sınırı daha yüksektir

    12 Mart 2010
    Okunma
    bosluk

    İKLİM ELEMANLARI – SICAKLIK

    SICAKLIK

    Yeryüzündeki sıcaklığın kaynağı Güneş’tir. Yeryüzünün Güneş’ten aldığı ısı miktarına sıcaklık denir. Termometre ile ölçülür. Sıcaklığın birimi santigrat derece (°C) dir.

    Güneş ışınları vasıtasıyla gelen ısı enerjisi, atmosferi geçerek yeryüzüne ulaşır ve yeryüzünü ısıtır. Ancak, Güneş’ten gelen enerjinin tümü yeryüzüne kadar ulaşamaz. Bir kısmı atmosferde alıkonur, bir kısmı atmosferin yüzeyinden geri yansır.

    Atmosfere gelen enerji % 100 kabul edilirse;

    * Enerjinin % 25′i bulutların ve atmosferin etkisi ile uzaya doğru yansır.
    * % 25′i atmosferde dağılarak gölge yerlerin aydınlatılmasını ve gök yüzünün mavi görünmesini sağlar.
    * % 15′i atmosfer tarafından emilerek atmosferin ısınmasını sağlar.
    * % 35′i yeryüzüne ulaşır. Bu enerjinin % 27′si yeri ısıtır. % 8′i ise yeryüzüne çarptıktan sonra tekrar uzaya yansır.

    Atmosfere Giren Güneş Enerjisinin Dağılışı

    SICAKLIK DAĞILIŞINI ETKiLEYEN FAKTÖRLER (SICAKLIK ETMENLERi)

    1. Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı

    Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen en önemli faktördür. Güneş ışınları bir yere ne kadar dik düşerse, orası o kadar fazla ısınır. Düşme açısı küçüldükçe ısınma azalır. Düşme açısını belirleyen etkenler şunlardır:

    a. Dünya’nın şekli ve enlem: Dünya’nın şekline bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının yere düşme açıları küçülür. Bunun sonucunda da Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır.

    Güneş ışınlarının geliş eçısında Enlem

    b. Yaşanan Mevsim: Dünya’nın eksen eğikliği ve yıllık hareketine bağlı olarak güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir.

    Buna göre, Kuzey Yarım Küre, yaz mevsiminde güneş ışınlarını daha dik, kışın daha eğik alır.

    c. Günün Saati: Dünya’nın günlük hareketine bağlı olarak, güneş ışınlarının bir noktaya geliş açısı gün boyunca değişme gösterir. Güneş ışınları sabah ve akşam eğik açıyla, öğle vakti ise gelebileceği en dik açı ile gelir.

    d. Bakı ve eğim: Güneş ışınlarının düşme açısı, yerşekillerinin Güneş’e bakma durumuna göre (Bakıya göre) ve yerşekillerinin eğimine göre değişir.

    2. Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yol

    Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol uzadıkça enerji kaybı o oranda artar. Dik açı ile gelen ışınlar daha kısa bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha az kayba uğrar. (Ekvator çevresi gibi)

    Dar açı ile gelen ışınlar ise, daha uzun bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha fazla kayba uğrar. (Kutup çevreleri gibi)

    3. Güneşlenme Süresi

    Güneşlenme süresi arttıkça sıcaklık artar. Yaz aylarında güneşlenme süresi fazla olduğundan sıcaklık değerleri yüksektir. Yine gün içinde en yüksek sıcaklıkların tam öğle vakti değil, öğleden birkaç saat sonra olması güneşlenme süresi ile ilgilidir. Geceleri ise, Güneş’ten enerji alınmadığı için soğuma görülür. Bu nedenle günün en soğuk anı, sabah Güneş doğmadan önceki andır.

    4. Yükselti

    Troposfer katında, yerden yükseldikçe sıcaklık değerleri her 100 m. de 0,5 °C azalırken, alçaldıkça her 100 m. de 0,5°C artar.

    5. Kara ve Denizlerin Dağılışı

    Aynı miktarda güneş enerjisi alan karalar ve denizler aynı derecede ısınmazlar. Karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk ısınırken, denizler daha az ve geç ısınırlar. Yine karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk soğurken, denizler daha az ve geç soğurlar.

    Denizler karalara oranla geç ısınıp geç soğuduğu için, karasal iklimlerde en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay Ocak iken, denizel iklimlerde en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubattır.

    6. Nem Miktarı

    Nem, bir yerin fazla ısınması ve soğumasını önler. Sıcaklık farkını azaltır. Güneş ışınlarının dik ve dike yakın geldiği Ekvator çevresi Dünya’nın en sıcak yerleri olması gerekirken, nemin fazlalığından dolayı olmamıştır. Dünya’nın en sıcak yerleri ise Dönenceler civarı (Tropikal çöller) olmuştur.

    Kış mevsiminde, havanın bulutlu olduğu günlerde, ısı kaybı azaldığından sıcaklık değerleri yüksektir. Havanın bulutsuz olduğu günlerde ise, ısı kaybı daha fazla olduğundan sıcaklık değerleri düşüktür. Kuru ve ayaz bir hava yaşanır.

    Nemin fazla olduğu deniz yüzeylerinde, vadilerde ve alçak ovalarda nemin fazlalığından dolayı sıcaklık kaybı az iken, dağ zirvelerinde nemin azlığından dolayı sıcaklık kaybı fazladır.

    7. Okyanus Akıntıları

    Okyanus akıntıları, hem denizler hem de karalar üzerinde havanın sıcaklığını etkilerler. Bu akıntılar sıcaklığın Ekvator’dan kutuplara doğru düzenli olarak azalmasını engeller.

    Ekvator yönünden gelen Gulf – Stream, Brezilya, Kuroşivo ve Alaska gibi akıntılar sıcaklığı yükseltir. Buna karşılık, kutup yönünden gelen Labrador, Kanarya, Oyaşivo, Benguela ve Kaliforniya gibi akıntılar sıcaklığı düşürür.

    8. Rüzgârlar

    Kuzey Yarım Küre’de güneyden, Güney Yarım Küre’de de kuzeyden esen rüzgârlar, Ekvator yönünden geldikleri için sıcaklığı artırır. Kutup yönünden gelen rüzgârlar ise, sıcaklığı düşürürler. Bu durum enlem – sıcaklık ilişkisine örnektir.

    Denizden karaya doğru esen rüzgârlar kışın ılıtıcı, yazın ise serinletici etki yapar.

    Karadan denize doğru esen rüzgârlar ise, kışın sıcaklığı düşürücü, yazın ise sıcaklığı yükseltici etki yapar.

    9. Bitki Örtüsü

    Bitki örtüsü, güneş ışınlarının bir kısmını emerek gündüz yerin fazla ısınmasını önler. Gece ise, yerden ışıyan sıcaklığın bir bölümünü tutarak fazla soğumayı engeller. Bunun sonucunda, bitki örtüsünün gür olduğu alanlar ile seyrek olduğu alanlar arasında, sıcaklığın dağılışı açısından önemli farklar ortaya çıkar.

    SICAKLIĞIN YERYÜZÜNDEKİ DAĞILIŞI

    Sıcaklığın yeryüzüne dağılışı izoterm adı verilen eş sıcaklık eğrileri ile gösterilir. Sıcaklık haritalarına ise izoterm haritaları denir. izoterm haritaları günlük, aylık ve yıllık olabilir. Bu haritaların bir kısmı gerçek sıcaklıkları gösterir. Bunlara gerçek izoterm haritaları denir. Bu haritalarda yükseltinin etkisi hesaba katılır. Bir de, yükselti değerleri her yerde sıfır metre kabul edilerek, sıcaklık değerlerinin buna göre düzenlenip çizildiği haritalar vardır. Bu haritalara da indirgenmiş izoterm haritaları denir. Her yerin gerçek sıcaklığına, yükseltiden dolayı kaybettiği sıcaklığın eklenmesiyle indirgenmiş sıcaklık bulunur.

    Örneğin, 1000 m. yükseklikteki bir yerin gerçek sıcaklığı 16°C ise, buranın indirgenmiş sıcaklığı;

    Dünya Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

    * Yeryüzünde üç farklı sıcaklık kuşağı oluşmuştur.

    * Genel olarak (Dünya’nın şekli sonucu) Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır. Ancak en yüksek sıcaklıklara dönenceler çevresinde rastlanmaktadır.
    * Kuzey Yarım Küre, Güney Yarım Küre’den daha sıcaktır. Çünkü, Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’de denizler daha fazla yer kaplar.
    * Kuzey Yarım Küre’de, yüksek enlemlerdeki karaların batı kıyıları, doğu kıyılarına göre daha sıcaktır. Sebebi, sıcak okyanus akıntılarıdır. (Gulf – Stream, Alaska, vb.)
    * Kuzey Yarım Küre’deki sıcaklık farkları Güney Yarım Küre’den daha fazladır. Sebebi, kara – deniz dağılışıdır.
    * Termik Ekvator ortalama 8° kuzeye kaymıştır. Nedeni, kuzeyde karaların fazla olması ve sıcak okyanus akıntılarının etkisidir.

    Dünya Ocak Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı

    * Ocak ayında, Kuzey Yarım Küre’de kış mevsimi yaşanır.
    * Bu ayda Dünya’nın en soğuk yerleri Sibirya, Kanada ve Grönland’ın kuzey bölgeleridir.
    * Bu ayda Dünya’nın en sıcak yerleri, Oğlak Dönencesi üzerindeki kara içleridir.

    Dünya Temmuz Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı

    * Temmuz ayında, Kuzey Yarım Küre’de yaz mevsimi yaşanır.
    * Bu ayda, Dünya’nın en sıcak yerleri Büyük Sahra, Arabistan Yarımadası’nın iç kısımları, iran, Orta Asya, Meksika, Amerika’nın orta kesimleri ve Arizona çevresidir.
    * Bu ayda Dünya’nın en soğuk yerleri Antarktika Kıtası’ndadır.

    6 Mart 2010
    Okunma
    bosluk
     Son Yazılar FriendFeed

    Kategoriler

    Son Yorumlar

    
    Güncel Ders Notları Facebook Grubuna Katıl..! Eğitim ve Ögretim Domain Domain