“Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur. Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Bu tür sorularda eylemin hangi nedenle meydana geldiği bizim için önemlidir. Daha çok “”için, -den, -diğinden, ile”" gibi edatlarla sağlanır.
Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.
Seni ziyaret edemedim, çünkü hastaydım.
Yağmurun yağmasıyla herkes içeri kaçıştı.
Yorgun olduğu için işi erken bıraktı.
Kazanamama korkusuyla gece gündüz çalışıyor.
Maddi imkansızlık yüzünden okuyamamış.
Fazla ışık gözlerime dokunduğundan perdeyi kapattım.
Büyükbaba öldü, sonra üzüntüsünden büyükanne öldü.
Müdür, yaşlı adama ters ters baktı. Adamcağız utancından büzüldükçe büzüldü.
Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.
Çocukların susuzluktan dudakları çatlamıştı
Şiddetli soğuklardan elleri ince ince yarılmıştı.
“
“Aynı konuyu, aynı düşünceyi değişik kelimelerle ve söz dizimiyle anlatan cümlelerdir. Cümle hangi sözcüklerle ve nasıl kurulursa kurulsun, biz, verilen cümledeki düşünceyi aramalıyız. Bunun için o cümledeki anahtar sözcükleri doğru tespit etmek; ayrıca cümlede kullanılan edat ve bağlaçlara da dikkat etmek gerekir.
“”Konuyu oldukça genel yönleriyle ele almışsınız.”" cümlesinin eş anlamlısı.
-Konuyu ayrıntılara girmeden işlemişsiniz.
“”Eskiden çok vakti yoktu, onun için uzun yazılar yazardı, şimdi vakti bol; daha kısa ve güzel yazılar yazıyor.”"
-Kısa ve özlü yazmak için uzun zamana ihtiyaç vardır.
“”Şiire yaşlı bir şair gibi başlamak, genç bir şair gibi onu sürdürmek gerekir.”"
-Şiir, deneyim ve coşkunun ürünüdür.
“”Kimi genç şairler, şiirin kendileriyle başladığını, kimi yaşlı şairler ise şiirin kendileriyle bittiğini sanırlar.”"
- Şairlerin genci de yaşlısı da şiirde güzelliğin ve başarının ölçüsünü kendi şiiriyle sınırlar.
“
“Cümle anlamı, verilen bir cümlenin anlamını bulup ifade edebilmekle ilgilidir. Yani bir cümleyi aynı anlama gelecek şekilde biraz daha farklı olarak, birkaç değişik ya da yeni kelimeyle söyleyebilmek, cümledeki anlamı bulmak gibi konularla ilgilidir.
Cümle anlamında, verilen bir cümlenin anlamca özdeşi, karşıtı veya yerine konulabilecek cümle sorulur. Bu konu için atasözü ve deyimler de kullanılabilir.
Örnek
“”Konuyu oldukça genel yönleriyle ele almışsınız.”" cümlesinin anlamca yerini tutabilecek uygun bir cümle:
Konuyu ayrıntılara inmeden işlemişsiniz.
Örnek
“”Yazdıklarımda hep gerçeğe bağlı kalırım; çünkü ancak bu nitelikte bir yapıt yüzyıllar boyunca değerini koruyabilir.”" cümlesine anlam bakımından en yakın cümle:
Beğenilen, kalıcı yapıtlar, her şeyi olduğu gibi yansıtanlardır.
Örnek
Kadınlar zayıftır, ama analar güçlüdür. = Analık kadına güç verir.
Verilen bir cümleyle ilgili soruyu cevaplamadan önce o cümlenin anlamını iyi kavramak gerekir. Bir anlamda cümlenin ana fikrini tespit etmek… Ancak bu arada kişisel duygu, düşünce ve bilgilerimizi göz ardı etmeliyiz.
Örnek
“”Sanat, başını bağlatmadığı sürece baş üstünde taşınacaktır.”" cümlesinin konusu sanatın özgür olması gerektiğidir. Dolayısıyla bu cümlenin en uygun karşılığı şöyle olabilir:
Sanatın yüceltilmesi, bir görüşün emrinde olmamasına bağlıdır.
Örnek
“”Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.”" Tolstoy
Bu sözün iki yönü vardır:
1. Kişinin insanlığı değiştirmek istemesi
2. Ama kendini değiştirmemesi
O hâlde bu sözü daha farklı şekillerde dile getirebiliriz:
İnsanlığı değiştirmek isteyenler önce kendilerini değiştirmelidirler.
İnsanlar kendilerini değiştirmeyi düşünmeden insanlığı değiştirmeye kalkışmaktadırlar.
Bu cümleden hareketle ve bu cümleyi destekleyen başka cümleler de kurabiliriz:
İnsanlar demek ki kendilerini beğenmekte, insanlığı beğenmemektedirler ki kendilerini değil de insanlığı değiştirmeyi düşünüyorlar.
İnsanlığı beğenmeyenler önce kendilerini değiştirmelidirler; belki kendilerini değiştirdiklerinden insanlık da değişmiş olacaktır.
Cümle anlamı konusunda şu hususlar gözden uzak tutulmamalı, bu konularla ilgili soruları cevaplandırırken öncelikle bu kavramların ne oldukları bilinmelidir:
beğenme,
çaresizlik,
değerlendirme,
duygulara yer verme,
duyguları karıştırmama,
eşitlik,
gözlem,
ihtimal,
kararsızlık,
karşılaştırma,
karşıtlık,
korku,
koşula bağlılık,
nedenini belirtme,
nesnellik,
olabilirlik,
olasılık,
öneri,
öznellik,
sevinç,
şaşırma,
tahmin,
takdir etme,
tanımlama,
telâş,
uyarma,
varsayım,
yakınma,
yorumlama,
zorunluluk
“
“”"canlı”" anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi. “
“”"kötü”" anlamındaki yavuz kelimesinin artık “”yiğit”" anlamında kullanılması gibi. “
anlatim
“Bir sözcüğün ifade ettiği kavramların sayısında azalma olmasıdır.
“”oğul”" kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi. “
“Bir sözcüğün ifade ettiği kavramlara süreç içerisinde yenilerinin eklenmesidir.
Yıldız sözcüğü eskiden sadece gök cismi olarak kullanılırdı.Şimdi ise “”pop yıldızı”", futbol yıldızı anlamında da kullanıyoruz.”
“İnsanlarda iğrenme, korku gibi olumsuz duyguları çağrıştıran sözcükler yerine bu kavramları daha güzel sözcüklerle anımsatmaya denir.
“”verem”" kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için “”ince hastalık”" ile karşılanması gibi.
Yabanî hayvan adı olan “”börü”"nün atılıp yerine “”kurt”" kelimesinin kullanılması gibi.
“”cin,peri”" yenine “”iyi saatte olsunlar”" gibi
“”Kusmak”" yerine istifrah etmek
“”Ölmek”" yerine vefat etmek gibi…”
“Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Kalıplaşmış sözlerdir, atasözlerini oluşturan sözcükler eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler.
Atasözü bir kültür öğesidir.Yaşam coğrafyaları birbirine yakın milletler kültür öğrelerini paylaştıkları için atasözleri millerler arasında ortaklık veya benzerlik gösterebilir. Örneğin Türk atasözleri ile İran atasözleri pek çok yönden benzeşirler.
Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
Çoğu mecazlıdır.
Anonimdir(söyleyeni belirsiz) ve edebî tür özelliği gösterir.
Genel bir yargı bildirir.
Öğüt verme amacı taşır.
Şunu unutmamalıyız.Her atasözünün ortak bir amacı vardır:İnsanlara doğru yolu göstermek.Bu yüzden her atasözü mutlaka bize öğüt verir.Deyimler ile atasözlerinin temel farkı budur. Ayrıca atasözleri birer cümle halindedir; yani yargı belirtirler.
Örnekler :
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
Böyle gelmiş, böyle gider
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Damlaya damlaya göl olur.
Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
Eden bulur.
Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
Vakitsiz açılan gül çabuk solar.
“
“Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
Dopadaki seslerin taklidi ile oluşurlari
tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır…
Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.
“”miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı”"
UYARI: Tüm hayvan sesleri yansımadır. Bazı teorilere göre her dilde ilk oluşan sözcükler yansıma sözcüklerdir.
“