–Kuran aklımızı kullanmamızı ister konusunun açıklanması
Kuranı Kerimde yer alan ayetlerin bir kısmı insanı bilgi edinmeye, akıl yürütmeye ve kainattaki incelikler üzerinde düşünmeye davet eder. Böylece insandaki Allah inancının pekişmesine, hem de insanın merak duygusunu kamçılayarak ilmin ve medeniyetin gelişmesine ışık tutar. Kuranı Kerimde 200 den fazla yerde aklımızı kullanmamızla ilgili ayet vardır.
Kuranı Kerim aklımızı kullanmamızı isterken onu nerede ve nasıl kullanacağımızı da öğretmektedir.
Kuranı anlamak için
İnsanın imanını kuvvetlendirmek için
Geçmiş olayları değerlendirirken
Çevremizdeki olayları değerlendirirken
–Konu ile ilgili ayet meallerinin okunması
–Kuranda yer alan bazı ilmi gerçeklerin açıklanması
–Parmak uçları (izleri) – “İnsan kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor. Evet toplarız. Onun parmak uçlarını bile düzeltmeye gücümüz yeter.” Kıyame 3-4
–Bomba füze – “Görmedin mi Rabbin Fil sahiplerine ne yaptı. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı. Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihayet onları (kurt tarafından) yenilmiş ekin yaprağına çevirdi. Fil Suresi
–İki denizin birleşmemesi – “İki denizi salıverdik birbirlerine kavuşuyorlar. Aralarında bir engel var birbirlerine geçip kavuşmuyorlar” Rahman 19-20
–Uçaklar – “Süleyman’a sabah gidişi bir aya, akşam dönüşü bir aya olan rüzgarı boyun eğdirdik, emrine verdik.” Sebe 11
–Yanmayan elbise – “Bizde dedik ki Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selametli ol” Enbiya 69
–Kopan elin takılışı – Savaşlardan birinde bir sahabe Peygamber (sav)’e kopan kolu ile gelir ve Allah’ın Rasülü kolu yerine takar tükürüğünü sürerek ovalar ve dua eder.
Nasrettin hoca hindisi ve papağan fıkrası anlatılıp düşünmenin önemi üzerinde durulacak
Allah insanı en güzel biçimde yaratmış, ona diğer varlıklarda bulunmayan irade, akıl, düşünce,konuşma, haya gibi özellikler vermiştir. İnsan akıl ve düşünce ile karşılaştığı güçlükleri yener, yeni şartlara uyum sağlar, çözümler üretir. İnsanın doğru düşünebilmesi için sağlam inanç ve sağlam bilgiye sahip olması gerekir. Sağlam inanç onu doğru düşünmeye ve davranmaya yöneltir. Yanlış bilgide insanın yanlış düşünmesine, çevresindeki olayları yanlış değerlendirmesine sebep olur.
Kuranı Kerimde insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk eder.
“Göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerinde yatarken, (her vakit) Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve şöyle derler. Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın.” Ali İmran Suresi 190-191
Aklı olmayanın dinide yoktur hadisi şerifi okunup öğrencilerin görüşleri alınacak ve aklın dini sorumluluğun ilk şartı olduğu vurgulanacak
Mükellef ; Allah’ın emir ve yasaklarından sorumlu olan kimselere denir. Mükellef olmanın şartı üçtür. Müslüman olmak, Akıllı olmak, Ergenlik çağına girmek Akıllı olmayanların ve ergenlik çağına girmeyenlerin dini sorumluluğu yoktur. “Aklı olmayanın dini de yoktur” Hadisi Şerif
–Din insanın aklına ve kalbine hitap eder konusunun açıklanması
Din ; akıl sahibi insanları kendi hür iradeleri ile iyiye doğruya yöneltmek için Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönderilen ilahi kuralların tamamına denir.
İnsan aklı ile düşünür, bilir, kalbi ile inanır. Sevgi ve nefret başta olmak üzere bütün duygularımızın merkezi kalbimizdir. Kalb ise hem beden hem demde manevi dünyamızın merkezidir.
İnsanlar duyu organları ile bilgileri elde eder, akılları ile değerlendirir, kalpleriyle kabul veya reddederler.
Din insanın kalbine hitap ettiği için insanlar herhangi bir dine girmeye yada çıkmaya zorlanamaz. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan seçilip belli olmuştur” Bakara 256
“İnsan öldükten sonra amel defteri kapanır. Ancak şu üç sınıfın amel defteri kapanmaz. Faydalanılan ilim bırakan, hayırlı evlat bırakan, sadakayı cariye (Sürekli Sadaka) hadisi şerifi konusunda öğrencilerin görüşleri alınacak ve atalarımızın bu hadis doğrultusunda günümüze kadar bir çok eser bıraktıkları vurgulanacak
Cami, Köprü, Kervansaray, Aşevi, Türbe
Hüsnü Hatt : Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıdır. –Tezhib : Kitaplarla, yazı levhalarının altın tozu kullanılarak çeşitli çiçek ve nakışlarla süslenmesidir. –Tezyinat : Mimari eserleri, kitapları, tabloları, çinileri, cami kapılarını; yazı, geometrik ve bitkisel motifler kullanarak süsleme sanatıdır. –Minyatür : Resimde olduğu gibi derinliği ve gölgesi bulunmayan çizgi sanatıdır. –Mihrab : Cemaatle kılınan namazlarda imamın cemaate namaz kıldırmak için durduğu ve içi oyuk olan ve kıbleyi gösteren yerdir. –Minber : Cuma ve bayram günlerinde imamın hutbe okumak için çıktığı merdivenli yer. –Mahfel : Camilerde müezzinler için ayrılan yer. –Kürsi : Cuma bayram ve önemli günlerde vaiz efendinin vaaz etmek için çıktığı genellikle caminin duvarında bulunan yüksekçe yer. –Minare : Camilerde ezan okumak için çıkılan kuleye benzeyen yer. –Vakıf : Faydası bütün topluma olmak üzere bir malı kendi mülkiyetinden çıkararak Allah yolunda tahsis etmektir. –Rahle : Kuranı Kerim ve kitab okumak için yapılmış küçük masalardır. –Mahya : Eskiden Ramazan aylarında Ramazanın önemini hatırlatan minareler arasına asılan ışıklı yazılar
Kültürü doğru anlamada dini doğru anlamanın rolünün açıklanması
Kültürümüzü doğru bir şekilde anlamak ve yaşamak için her şeyden önce dinimizi güzel ve doğru bir şekilde bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Bu şekilde hem kültürümüze yabancı unsurların girmesine engel olunacak hem de kültürümüze giren yabancı unsurları tanımamız ve temizlememiz mümkün olacaktır. Kendi benliğimizi tanımamız bizleri yabancı kültürlerin etkisinden ve esiri olmaktan koruyacaktır. Aslında dinimize uygun olmayıp ta toplum hayatına yerleşmiş olan hurafe ve batıl inançları dinimizden ve kültürümüzden ayıklamamız gerekir.
Türbe ziyaretleri, Kan davası, Hastalıktan tedavi, Başlık parası, Nazar boncuğu, Falcılık, Sünnet ve düğün törenleri
Çeşitli hurafelerden örnekler verilecek
Dil, kültürün nesilden nesile aktarılması için çok önemlidir. Dilde bozulmalar olduğu zaman gelecek nesiller milli kültürümüzden uzak kalırlar.
Dildeki bozulmaları önlemek için ise ana dilimiz Türkçe’yi doğru ve düzgün konuşmalı, Türkçe karşılığı olan kelimeler varken başka dillerden kelimeler kullanmamalıyız. (Allah’a ısmarladık yerine bay bay, lokanta yerine restoran, merhaba yerine hello, ….)
Selam verirken : Selamün aleyküm Birisine başsağlığı dilerken : Allah rahmet eylesin
Hasta ziyaretinde : Allah acil şifalar versin Birisine teşekkür ederken : Allah razı olsun
Bir yere giderken : Allah’a ısmarladık Yemekte : Besmele, Elhamdülillah
Çalışan birine : Allah kolaylık versin Cennet gibi bir yer
Mahşer gibi kalabalık Melek gibi insan
İnşâallâh, Mâşâallâh…
–Edebiyatımızdaki dini motiflerin açıklanması :Kuranı Kerime göre güzel söz kökü sabit dalları gökte olan her zaman meyve veren güzel bir ağaca, kötü söz kökü koparılmış kötü bir ağaca benzer. “ Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.” İbrahim Suresi 24-25-26
Kültürün öğelerinden biri de edebiyattır. Edebiyat, kültürün yazıya geçirilmiş halidir. Olay, duygu ve düşünceyi dil aracılığı ile biçimlendirme sanatıdır. Tanımı bu şekilde yapılan edebiyat üzerinde dinimizin etkisi açıkça görülmektedir. Toplumun sahip olduğu dini değerler, edebiyatın her alanını etkilemiştir. Yunus Emre’nin şiirleri, Nasrettin Hoca’nın fıkraları, Süleyman Çelebinin Mevlid’i, Mevlana’nın Mesnevi’si gibi eserler İslam-Türk Edebiyatının en güzel eserleridir. İçeriklerinde birçok dini motifler yer almaktadır.
Naat : Hz. Peygamber (sav)’e duyulan derin sevgiyi dile getiren şiirlerdir.
Kaside : Cenabı Hakkı ve Hz. Peygamber (sav)’i metheden şiirlerdir.
Mevlid : Hz. Peygamber (sav)’in doğumu, miracı, vefatı gibi olayları anlatan nazım şeklidir. Süleyman Çelebi tarafından yazılan Vesiletün Necat (Kurtuluş Sebebi) isimli eserdir.
Siyeri Nebi : Hz. Peygamber (sav)’in hayatını anlatan kitaplardır.
Dilde bozulmalar olduğu zaman gelecek nesiller milli kültürümüzden uzak kalırlar.Dildeki bozulmaları önlemek için ise ana dilimiz Türkçe’yi doğru ve düzgün konuşmalı, Türkçe karşılığı olan kelimeler varken başka dillerden kelimeler kullanmamalıyız.
–Kültür ve kültürün ögelerinin açıklanması: Bir toplumun, bir milletin sahip olduğu maddi, manevi değerlerin hepsine birden kültür denir. Toplumların geçmişten devraldıkları kendilerinin de katkıda bulunarak sonraki nesillere aktardıkları maddi ve manevi birikimlerdir. Kültür insan topluluklarının hayat tarzlarını ve bu toplulukların kimlik ve özelliklerini anlatan, bir halkın yaşama tarzıdır. Her toplumun kendine has bir kültürü vardır. Kültür doğuştan gelmez öğrenme yoluyla sonradan kazanılır. İnsanlar kültürü dil aracılığı ile birbirlerine aktarırlar. Çünkü dil, kültürün aynasıdır.
–Kültür gelecek nesillere eğitim yoluyla bırakılan sosyal bir mirastır. Bir hayat tarzının gelecek nesillere aktarılmasıdır. Kültürü oluşturan birçok kaynak vardır. Bunlara kültürün öğeleri adı verilir. Bunlardan bazıları şunlardır. Din, dil, tarih, edebiyat, göçler, savaşlar, ticaret, siyaset, sanat, mimari, örf ve adetler, spor, teknoloji ……. Bu öğeler, hem kültürün oluşumunda hem de gelecek nesillere aktarılmasında önemli rol oynarlar.
“Her milletin kendine özgü örf ve adetleri vardır, kendine özgü milli özellikleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, nede kendi milliyeti içinde kalabilir.” “Milli kültürümüzü geliştirip onun gereklerini yerine getireceğiz. Yabancı kültürleri benimseyip onlara bağlanmak bizi milli benliğimizden uzaklaştırır. Milli varlığımızı tehlikeye sokar. Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır.” Atatürk
–Kültürün ayrılmaz öğesi olarak din konusunun açıklanması :Din kültürün ana kaynağıdır. Bütün kültürlerde dinin etkisini açıkça görmek mümkündür. Bu etkide, dinin ilahi veya beşeri kaynaklı olması önemli değildir. Her toplum kendi dini değerini kültürüne yansıtmaktadır. Dinin hedefi insanı hem bu dünyada hem de ahırette mutlu etmektir. Din beşikten mezara kadar hayatın her safhasında var olduğuna göre kültürümüzü de doğrudan doğruya etkilemektedir.
Bizim kültürümüz içerisinde en önemli pay, dinimiz İslam’ın dır. İslamiyet’in ana kaynağı ise K.Kerim’dir. Ancak nesillerden nesillere aktarılan din anlayışı bazen, bu iki ana kaynaktan sapmıştır. Bazı hurafeler ve boş inançlar, kültürümüzle birlikte gelecek nesillere aktarılabilmektedir. Bunun için kültürümüzü doğru bir şekilde öğrenmek dinimizi güzel ve doğru bir şekilde öğrenmekle mümkündür. Kültürümüz içerisinde dinin ana kaynaklarına uymaya değerler saptanmalı ve ayıklanmalıdır. Dinin, kültürü oluşturan, dil, edebiyat, mimari gibi öğeler üzerinde de önemli ölçüde etkisi vardır.
Din kültürün ana kaynağıdır ve kültürümüzü de doğrudan doğruya etkilemektedir. Kültürümüzü doğru bir şekilde öğrenmek dinimizi güzel ve doğru bir şekilde öğrenmekle mümkündür. Kültürümüz içerisinde dinin ana kaynaklarına uymaya değerler saptanmalı ve ayıklanmalıdır.
“İki nimet vardır ki çoğu zaman insanlar onun kıymetini yi bilmezler. Sağlık ve Boş vakit”
“Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini iyi biliniz. Ölüm gelmeden önce hayatın, Hasta olmadan önce sağlığın, Meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, İhtiyarlıktan önce gençliğin, Yoksulluktan önce zenginliğin “ hadisi şerifleri tahtaya yazılıp öğrencilerin konu ile ilgili görüşleri alınacak ve zamanı nasıl geçireceğimiz değil nasıl değerlendirmemiz gerektiği vurgulanacak
Hz. Muhammed (sav) zamanının en iyi şekilde değerlendirirdi. O gününü üç bölüme ayırmıştı. Bir kısmını ibadetle, bir kısmını aile bireyleriyle, bir kısmını da insanlar için ayırmıştı. Onun hayatı her zaman planlı ve düzenli idi. Müslümanlarla her konuda sohbet ederdi. Hatta zaman zaman onlara gönül alıcı şakalar da yapardı. Onun şakaları bile ders verici, öğretici idi.
İstişare; yapılacak bir iş konusunda uygun görülen kimselere danışmak onların fikir ve düşüncelerine başvurmak ve yararlanmak demektir.
Allahu Teala Kuranı Kerimde Hz. Peygamber (sav)’e istişare etmesini emretmiştir. “Onlarla istişare et. Karar verdin mi Allah’a güven. Doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever “ Ali İmran Suresi159
Hz. Peygamber (sav) de bu emir doğrultusunda dinle ilgili olmayan konularda veya hakkında vahiy bulunmayan dini konularda daima arkadaşlarına danışarak karar vermiştir.
Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında Ashabıyla istişare etmiş ve çoğunluğun kararına göre hareket etmiştir. Mesela hendek kazma fikri Selmanı Farisi isimli bir sahabeden çıkmıştır.
Herhangi bir konuda danışarak iş yapmak Yüce Allah’ın bir emridir. Bu aynı zamanda Müslüman’ın bir özelliğidir. Yüce Allah bu konuda “ Onların işleri, aralarında hep istişare iledir “ buyurmaktadır. Şura Suresi 38
Atalarımızda “ Akıl akıldan üstündür”
“ Danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış” demişler
O bir Peygamberdir ve bizim için en güzel örnektir. Bizde aynı şekilde işlerimizde bilenlere , büyüklerimize danışarak işlerimizi yapmalıyız. Böyle yapınca hem Peygamberimizin sünnetine uymuş, hem de işlerimizde yanılma payını azaltmış oluruz.
Peygamberimiz zamanını iyi değerlendirir ve önemli konularda karar vermeden önce ashabıyla istişare ederdi.
Verilen sözde durmanın ve durmamanın ne gibi sonuçlar doğuracağı konusunda öğrencilerin görüşleri alınacak ve sözünde durmanın müslümanın en önemli özelliklerinden olduğu vurgulanacak
Peygamberimizin sözünde durmasına ilişkin örneklerin açıklanması
–Delikanlı sen beni sıkıntıda bıraktın
–Hudeybiye anlaşması ve Ebu Cendel
–Bedir Savaşı hazırlığı ve “Siz Medine’ye dönün…
–“Verdiğiniz sözleri yerine getiriniz. Çünkü ahitlerinizden sorumlusunuz” İsra Suresi 34
–Münafıklığın alameti üçtür. Konuşunca yalan söyler, söz verince durmaz, emanete ihanet eder.
Peygamberimizin hoşgörüsü ile ilgili örneklerin açıklanması
–Hz. Aişe: Kendisine yapılan hürmetsizliğin öcünü aldığını hiç görmedim…
–Hz. Enes: Peygamberimize 10 sene hizmet ettim. Bana öf bile demedi…
–Enescik seni gönderdiğim yere gittin mi….
–Mekke fethedilince Mekkelileri affetmesi
–“ İyilikler de, kötülükler de bir değildir. Sen kötülüğü en güzel şekilde önlemeye çalış. O zaman görürsün ki, düşmanın bile dost olur” (Fussilet 34,35)
–“Kolaylık göster, affa sarıl, iyiliği tavsiye et, cahillerden de yüz çevir” Araf 199
Her ne surette ve her kime olursa olsun Peygamberimiz verdiği sözü tutmuş ve insanlara da hoşgörü ile yaklaşarak ve affederek bizlere en güzel bir şekilde örnek olmuştur.
Diyelim ki üniversiteyi bitirip hakim oldunuz ve şirin bir kasabada göreve başladınız. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız da bir suçtan dolayı karşınızda nasıl karar verirsiniz, onu af mı edersiniz, yoksa gereken cezayı mı verirsiniz? Sorusu sorulup öğrencilerin görüşleri alınacak ve adalet kavramının herkes için geçerli olması gerektiği vurgulanacak.
–Hırsızlık yapan soylu bir kadın ve Peygamberimizin cevabı “Kızım Fatıma aynı suçu işleseydi…
–Peygamberimizin adaletli olması ile ilgili örnekler açıklanacak
–Hılful Fudul (Faziletliler Anlaşması) cemiyetinde bulunuşu
–Alacağını istemeye gelen bedevi ve “ sizler niçin hak sahibinden yana değilsiniz…”
–Vefatından önce “İşte malım kimin malını aldı isem, işte sırtım kimin sırtına vurdu isem…”
–“ Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Nisa Su. 135
Sabır konusunda öğrencilerin görüşlerinin alınması ve Peygamberimizin sabrı ile ilgili örnekler
–Taif seferi dönüşü taşlanması
–Yetim dünyaya gelmesi, bir çocuğu hariç diğerlerini hayatta iken kaybetmesi
–Peygamberliği döneminde çektiği sıkıntılar
–“ Doğrusu kim Allah’tan korkar ve düştüğü felakete sabrederse muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatını boşa çıkarmaz” Yusuf Suresi 90 –“Ey iman edenlere sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” Bakara Suresi 133
–“ Müminin hali ne güzeldir. Onun her işi kendisi için bir hayırdır. Bolluk içinde olur şükreder bu onun için bir hayırdır. Darlığa düşer sabreder bu onun için bir hayırdır”
–Sabır yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirebilmektir.
Peygamber Efendimiz adaleti titizlikle ayakta tutan bir kişiydi ve onun adalet anlayışı herkes için geçerliydi. Sabırlı olması ile davasında başarılı olmuştur çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
Taassub; bir düşünceye körü körüne bağlı kalıp başkalarına karşı kin besleme, onları çekememek ve katlanamamaktır. Taassubun kaynağı cahilliktir. Çünkü İslam dini hoşgörülü olmayı ve başka inanç ve düşüncelere saygılı olmayı emreder.
Allah Resulü Medine’ye hicret edince oradaki Yahudilerle anlaşma yapmıştı. Ayrıca dinimize göre savaşta bile çocuk, yaşlı , kadın ve din adamları, ibadethaneler, ağaçlara … zarar verilmez.
“İstanbul’un fethinden beri, Müslüman olmayanların sahip kılındıkları bu geniş imtiyazlar, milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en hoşgörülü ve iyiliksever bir milleti olduğunu kanıtlayan en açık delildir.” (Atatürkçülük, C. l, s. 375)
“Hiçbir millet, milletimizden çok, yabancı unsurların inanış ve âdetlerine saygı göstermemiştir, hatta denilebilir ki diğer din sahiplerinin dinine, milletine saygılı olan tek millet bizim milletimizdir.” (Atatürkçülük, C. l, s. 51)
Ayetel Kürsînin okunması anlamının verilmesi ve öğrencilerden dinlenmesi
“Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûm ( koruyup yöneten )’dir. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O’na hiçbir şey gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.” Bakara Suresi 255
–Bir kimseye değer, önem verdiğinizi nasıl gösterirsiniz sorusu sorulup öğrencilerin görüşleri alınacak
–İnsanlara karşı güler yüzlü olmanın da onlara değer verdiğimizin bir ifadesi olduğu açıklanacak
–Peygamberimizin insanlara değer vermesi konusu açıklanacak
–Sevgili Peygamberimiz insanların ırkına, rengine, makam, mevkisine, zenginlik ve fakirliğine batmadan onlara sırf Allah yarattığı için, insan oldukları için değer verirdi. Çünkü Allahu Teala “Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık” buyurmaktadır.
–Kendisiyle konuşan insanları dinler, yüzünü konuşan insandan başka bir yere çevirmez, sözünü kesmezdi. İnsanlarla karşılaştığında selam verir, ellerini sıkar, hal ve hatırlarını sorardı.
–İnsanlar hakkında kötü zanda bulunmaz, onların kusurlarını araştırmaz ve yüzlerine vurmazdı. İnsanlara karşı kin gütmez, intikam almayı düşünmezdi.
–İnsanların davetine katılır, onlarla sohbet eder, hastaları ziyaret eder, dertli olanların dertleriyle alakadar olurdu. Fakiri fakirliğinden dolayı küçük görmez, zengine zenginliğinden dolayı iltifat etmezdi. Herkese aynı şekilde muamele ederdi. Kimseyle alay etmez, kötü lakap takmazdı. İnsanlarla olan ilişkilerinde alçakgönüllü, şefkatli, hoşgörülü ve sabırlıydı.
–Bir gün huzurunda konuşurken titreyen bir adama “Arkadaş rahat ol. Ben kral değilim. Ben sadece Kureyş’ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” buyurmuştur.
–Peygamberimizin cesareti ile ilgili örneklerin açıklanması
–Yüzyıllar boyu putlara tapmış, taştan, ağaçtan heykelleri tanrı belirlemiş bir toplumda öne atılıp sadece Allah’a kulluk etmenin bayrağını açmak büyük cesaret isteyen bir iştir. Allah’a olan imanı ile putperestlerin tepkilerinden korkmaksızın insanları bir olan Allah’a çağırmıştır.
–Müşriklerin Ebu Talib’e şikayeti: Güneşi sağ ayı sol elime verseler yine de…
–Hicret esnasında Ebu Bekir’le beraber Sevr mağarasında: Korkma Allah bizimle beraberdir.
–Bir gün Medine dışında bir gürültü duyulmuş ve düşmanın saldırdığı sanılmıştı. Peygamber (sav) herkesten önce atına atlayarak olay yerine ulaşmış ve arkasından yetişenlere endişelenecek bir şey yok diye teskin etmişti.
–630 yılındaki Huneyn savaşında: Nereye gidiyorsunuz. Ben Allah’ın Resulüyüm…
–O Yüce Resul “Allah’ım korkaklıktan sana sığınırım” diye dua ederdi.
–Korkak insan her gün ölür, cesur insan bir kez ölür.
Peygamberimiz insanlara Allah’ın yarattığı en güzel varlık gözüyle bakar ve değer verirdi. Aynı zamanda cesareti ve sabrı ile davasında başarılı olmuştur.