Avrupa Birliği:1 Ocak 2002 yılından itibaren, Avrupa Birliği üyesi 15 ülkeden 12′si kendi ulusal para birimlerini bırakarak ortak para birimi “euro” yu kabul ettiler.
Avrupa Komisyonu tarafından geliştirilen e simgesi, Avrupa sözcüğünün ilk harfini temsil eder, iki paralel çizgi ise ekonomideki istikrarı simgeler.
AB’nin birliği temsil eden bir bayrağı, marşı ve resmî bayramı vardır. AB’nin bayrağı mavi zemin üzerine 12 sarı yıldızdan oluflur. Bu yıldızlar Avrupa’nın birliğini temsil eder
Avrupa Birliği’ne Üye Ülkeler
10 Ocak 2007deki genişleme ile AB’nin 29 üyesi vardır. 1951/1957 yıllarında toplulukta bulunan altı kurucu üye şunlardır:
• Belçika – Fransa İtalya Almanya • Lüksemburg Hollanda
Bunu izleyen yıllarda çeşitli aşamalarda şu ülkeler birliğe katıldı: 1973′te Danimarka, İrlanda ve Birleşik Krallık, 1981′de Yunanistan, 1986′da Portekiz ve ispanya, 1990′da Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi sonucu üye ülke sayısı artmamasına rağmen AB’nin sınırları genişledi ve nüfusu arttı. 1995′te Avusturya, Finlandiya ve İsveç, 2004′te Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya 2007′de ise Bulgaristan ve Romanya birliğe üye olmuştur.
Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya’da aday ülkelerdir. Ocak 2009’da müstakil bir devlet bakanı Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri yürütmek üzere baş müzakereci olarak görevlendirilmiştir. Türkiye müzakerelere (görüşmelere) devam etmektedir.
ü 11 Eylül 1959: AET Bakanlar Konseyi Ankara ve Atina’nın ortaklık başvurularını kabul etti.
ü 27 Mayıs 1960: Türkiye – AET ilişkileri donduruldu.
ü 12 Eylül 1963: Türkiye ile AET’yi Gümrük Birliği’ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) imzalanmıştır.
ü 13 Ocak 1972: Ortaklık Anlaşması’nın Topluluğa katılacak yeni ülkelerce de kabulünü sağlayacak Türkiye – AET müzakereleri başlamıştır.
ü 22 Ocak 1982: Avrupa Topluluğu, Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı almıştır.
ü 16 Eylül 1986: Türkiye-AET Ortaklık Konseyi toplanmış, böylece dondurulmuş bulunan Türkiye – AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başlamıştır.
ü 14 Nisan 1987: Türkiye, AT’ye, tam üye olmak üzere müracaat etmiştir.
ü 1 Ocak 1996: Türkiye ile AB arasında sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinde gümrük birliği yürürlüğe girmiştir.
ü 11-12 Aralık 1999: Helsinki’de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi zirve toplantısında Türkiye’ye adaylık statüsü tanınmıştır.
ü 28 Haziran 2002: Avrupa Birliği ile Türkiye arasında topluluk programlarına katılımın genel ilkelerini belirlemek üzere imzalanan Çerçeve Anlaşma, 28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ü 16-17 Aralık 2004: AB Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyinin Brüksel’de yapmış olduğu zirve toplantısında, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterli ölçüde karşıladığına karar verilmiş ve 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlanması öngörülmüştür.
ü 12 Haziran 2006: Türkiye ile AB arasında üyelik müzakereleri başlamıştır.
ü Türklerle Avrupalılar arasındaki ilişkiler uzun bir geçmişe sahiptir. Balkanlara geçmelerinden itibaren Türkler Avrupa’nın bir parçası haline gelmiştir. Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkeleri arasındaki karşılıklı etkileşim yüzyıllar boyunca sürmüştür. Cumhuriyetin ilanından itibaren Avrupa ile olan ilişkiler Atatürk’ün barışçı politikaları çerçevesinde sürmüştür. Türkiye ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yenidünya düzeni içinde Avrupa devletleri ile birlikte hareket etmiştir.
ü AB’nin kuruluşu 18 Nisan 1951′de Belçika, Federal Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda arasında Paris’te imzalanan antlaşmaya kadar uzanır. 25 Mart 1957 tarihinde Roma’da imzalanan anlaşmalarla resmen kurulmuştur. 7 Şubat 1992′de Hollanda’nın Manstricht şehrinde imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması ile topluluğun adı Avrupa Birliği (AB) olmuştur.
ü Avrupa Birliği, Avrupa’nın ekonomik ve siyasi olarak bütünleşmesini hedeflemektedir.
1-Su:
Türkiye su zengini bir ülke değildir. Su, günümüzde en önemli enerji türlerinden biri olan elektrik üretiminde de önemli bir kaynaktır. Ülkemizde kurulan hidroelektrik santralleriyle elektrik üretilmektedir.
Türkiye bu alanda potansiyelinin % 20′sini değerlendirebilmektedir.
Devlet Su işleri (DSİ), su kaynaklarının değerlendirilmesi ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla projeler üretmektedir. DSİ ürettiği projeler ile 2030 yılına kadar su potansiyelinin tamamını değerlendirmeyi ve ülke ekonomisine yıllık 27,8 milyar dolar gelir sağlamayı amaçlamaktadır.
2- Petrol
Ülkemizde petrol arama ve üretimiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) görevlendirilmiştir. TPAO son yıllarda yeni teknolojilerle petrol arama faaliyetlerine hız vermiştir. Özellikle son iki yılda denizlerde yapılan araştırma çalışmalarının sayısı 50 yılın toplamından daha fazladır.
Türkiye enerji ihtiyacının yarısına yakınını petrolden karşılamaktadır. Bu durum Türkiye’yi enerji bakımından dışa bağımlı hale getirmektedir.
Türkiye’nin öncelikli hedefleri arasında bu potansiyelin değerlendirilerek “21. yüzyılın Avrasya Enerji Koridoru” konumuna getirilmesi yer almaktadır.
3-Bor:
Türkiye, kimya sanayinin önemli ham maddelerinden biri durumunda olan bor madeni bakımından dünyanın en zengin yataklarına sahiptir. Dünyadaki bor rezervlerinin % 63′ü ülkemizde bulunmaktadır.
Bor madeni günümüzde, camdan elektroniğe, seramikten uzay teknolojisine, sağlıktan enerjiye, ahşaptan metalürjiye ve izolasyondan tarıma kadar yüzlerce alanda kullanılmaktadır.
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) kurulmuştur. BOREN endüstriyel uygulama amaçlı projelere gerekli desteği sağlamaktadır.
4-Toryum:
Türkiye’de toplam rezerv yaklaşık 380.000 ton civarındadır. Günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir nükleer santral bulunmamaktadır.
dünyadaki teknolojik gelişmelerin paralelinde ülkemizde de toryum tabanlı yakıt çevrimi konusundaki araştırma – geliştirme çalışmalarına devam edilmelidir. Bu amaçla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2000 yılında Uluslararası Yenilikçi Nükleer Reaktörler ve Yakıt Çevrimi adlı projeye katılma kararı almıştır.
Bu proje ile tarım alanlarının sulanması ve enerji üretiminin artırılması amaçlanmıştır.
1970lerde temeli atılmıştır. 1989’da Başbakanlığa bağlı olarak kuruldu. Dünyanın 8. büyük projesidir. Bölgesel bir kalkınma politikasıdır.
Amacı; bölge kapsamına giren illerde; konut, sanayi, madencilik, tarım, enerji, ulaşım gibi hizmetler ile bölgeyi hedef alan araştırmaların yaptırılmasıdır. Projenin 2010da tamamlanabilir.
Atatürk Barajı, dünyanın 6. büyük barajıdır. Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük barajıdır. Keban, Karakaya barajı bu gruba girer.
Fırat
a)Gaziantep b)Şanlıurfa c)Adıyaman d)Malatya
Dicle
a)Şırnak b)Batman c)Elazığ d)Diyarbakır
GAP’ın Faydaları:
1-Elektrik üretimi 2-İş imkânı 3-Sosyal ve kültürel gelişme
4-Ürün çeşitliliği 5-Turizm 6-Balıkçılık 7-Göçün artması
Türkiye bu doğalgazın Avrupa’ya taşınması için Yunanistan – İtalya – Doğalgaz Boru Hattı ve Bulgaristan, Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya’ya bağlayacak olan Nabucco Projesi’ni hayata geçirmeye çalışmaktadır.
Türkiye, kendi topraklarından geçen uluslararası enerji yollarının dünya siyasetinde etkisini artıracağını ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı yapacağını bilerek 1990′lı yılların başından beri Azerbaycan petrolünü Akdeniz’e ulaştırmak için Bakû – Tiflis – Ceyhan Boru Hattı Projesi’ni gerçekleştirmeye çalışmıştır. Nihayet 2005 yılında tamamlanan boru hattı ile Azerbaycan petrolü Ceyhan’a ulaşmıştır.11 yıllık bir çalışmadır.
Kazakistan petrollerinin de bu hat ile taşınması konusunda anlaşmaya varılmasıyla bu hattın kapasitesi ve önemi artmıştır.
Bakû – Tiflis – Erzurum Doğalgaz Hattı Projesi
Azerbaycan petrolünün yanında doğalgazının da Türkiye vasıtasıyla Avrupa’ya taşınması için Bakû -Tiflis – Erzurum Doğalgaz Hattı Projesi tamamlanmış ve 2006 yılının sonunda Bakü’den Erzurum’a doğalgaz pompalanmaya başlanmıştır. Türkmenistan doğalgazının da bu yolla nakledilmesi söz konusudur.
Türkiye, enerji kaynakları bakımından dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen dünyada enerji kaynaklarının yaklaşık % 70′ini barındıran Orta Doğu ve Avrasya ülkelerinin komşusu durumundadır. Bu durum Türkiye’nin jeopolitik önemini artırmaktadır.
Petrol ve doğalgaza sahip olmak kadar bu kaynakları dünya pazarlarına ulaştırmak da önemlidir. İran, Irak, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi petrol ve doğalgaz bakımından zengin kaynaklara sahip ülkeler bu kaynakları ihraç edecek altyapıya sahip değiller. Hazar Denizi çevresindeki enerji kaynaklarının Avrupa’ya ve dünyaya taşınmasında Türkiye koridor görevi görebilecek bir konumdadır.
Türkiye, bazı do¤al kaynaklar açısından da zengindir. Bunların
arasında bor, boraks, trona, krom, toryum, linyit, taş kömürü gibi madenler ile günden güne hayati önem kazanan su kaynakları
yer almaktadır. Ayrıca ülkemiz dünyanın en büyük bor ve toryum rezervlerine sahiptir.
Madenleri aramak, rezervlerini ve özelliklerini tespit etmek için 1935‘te Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) kurulmuştur. Bulunan madenlerin devlet eliyle işletilmeleri için de 1935 yılında Etibank faaliyete başlamıştır.1954’te kurulan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) petrol ve doğalgaz arama, sondaj ve üretim faaliyetlerini sürdürmektedir
I. Körfez Savaşı
I.Körfez Savaşında Türkiye’nin Tutumu
II. Körfez Savaşı
II. Körfez Savaşında Türkiye’nin Tutumu
Körfez Savaşlarının Türkiye’ye Etkileri
Türkiye, Balkan ve Kafkas ülkeleriyle olan iyi ilişkilerini ekonomik alanda da geliştirmeye çalışmaktadır. Bu doğrultuda bölge ülkelerini içine alan Karadeniz Ekonomik İş birliği (KEİ) kurulmuştur.
Kuruluşu ve amacı:
Türkiye’nin öncülüğünde İstanbul’da 1992’de kurulmuştur. KEİ üyesi ülkelerin ekonomik, sosyal ve teknolojik ilişkilerini artırmak.
Karadeniz’in dostluk ve iyi komşuluk esasına dayalı olarak bir barış ve istikrar denizine dönüştürülmesi
Bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin coğrafi yakınlık ve tarihi bağlar ile en iyi şekilde değerlendirilmesi
Üyeleri:
Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan kurucu üye olarak yer almışlardır.
Ayrıca Almanya, Fransa, Polonya, Tunus, İsrail, Mısır, Slovakya, İtalya ve Avusturya KEİ’de gözlemci devlet sıfatıyla bulunmaktadırlar